istanbul
portakalsuyu(08-09-2004 12:19)
- Türkiye`nin en büyük şehri.
- 10 milyon nüfuslu her çeşit insanı barındıran kozmopolit, ne ararsanız bulacağınız, trafiği hiç eksik olmayan, görülmesi, gidilmesi, oturulması gereken süper mekanları olan caanım şehir.
- bir plak şirketi adı
- avrupa ve asyanın birleştigi en güzel yer. efsane şehir.
- adına şiirler şarkılar yazılmış eski başkentlerden dünyanın en güzel şehirlerinden birisi.hayır en güzeli.
- bir yaşar kurt şarkısı.
istanbul seninle yaşadım yüzyıllar boyu
beyaz elbiseni çok sevdim esmer tenini
güzel saçların vardı hiç dokunmadım
aslında ben seni su perisi sanmıştım istanbul
vahşi sokakların hep kavga dövüş
bir de neden hep gecesin ah istanbul - bu şehr-i stanbuldur ki bi mislü bahadır
bir sengine yekpare acem mülkü fedadır
nedim
bu istanbul şehrinin emsali yoktur,pahası biçilemez
onun bir taşına bütün iran (acem) diyarı fedadır - adı kitaplardan çıkarıldığında türk ve dünya tarihinin yeniden yazılcağı muhteşem kent. ışıkları, çapulcuları, romantizmi, nostaljisi,eğlenceleri,rezaletleri ile insanlık tarihine malolmuş sayılı yerlerdendir
lamartine diyor ki: istanbul dünyanın başkentidir.
olay budur baba - gençliğimin, yavaş yavaş kaybolan heyecanımın, karşılıksız kalmış aşklarımın, reddedilmenin vazgeçilmez ağırlığını yaşamamın tek ve en etkili tesellisi.
bir istanbul ki herkesin içinde ayrı bir gurbet yaşatır.
off efkarlandım be! - bir cahit külebi şiiri.ayrıca yaşar kurt bu şiiri kamyonlar kavun taşır adıyla göndermeler albümünde yorumlamıştır.
istanbul
kamyonlar kavun taşır ve ben
boyuna onu düşünürdüm,
kamyonlar kavun taşır ve ben
boyuna onu düşünürdüm,
niksar`da evimizdeyken
küçük bir serçe kadar hürdüm.
sonra alem değişiverdi
ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak.
sonra âlem değişiverdi
ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak.
mevsimler ne çabuk geçiverdi
unutmak, unutmak, unutmak.
anladım bu şehir başkadır
herkes beni aldattı gitti,
anladım bu şehir başkadır
herkes beni aldattı gitti,
yine kamyonlar kavun taşır
fakat içimde şarkı bitti. - bir duman şarkısı
bu şehir rakıyla yaşar
bu şehir sigarayı çeker
bu şehir gündüzü yaşar
bu şehir her geceyi sever
bu şehirin adamı söver
bu şehir kadınını döver
bu şehir kanımızı emer
bu şehir için ölmeye değer
istanbul elinden öper - bu duman şarkısı en güzel nisan 2003 de mimar sinan fındıklı kampüsünde söylenmiştir kaan abinin istanbul derken şehri göstermesi de ayrı bir güzelliktir tabi
- pamelanın çıkış yaptığı şarkı.
- since 1453
- şehir dışına çıkmak zorunda kalındığında iç buruklugğ yaşatan,özleten, ara sıra terk etsem de bir şekilde beni kendine çeken, coğrafyasının özgünlüğü ile dünyada istisnasız bütün metropolleri arkasında bırakan, üniversite hayatımı sürdürdüğüm şehrim
- (bkz:aşık olunası şehirler)
- orospu şehir. ama aşık eder, o ayrı.
- (bkz:içinden deniz geçen şehir)
- hayatımı yiyip bitiren yer, bir yandan çekiyor sizi içine sonra bezdiriyor.
- bateride bir zil markasi.
- bateride kendini dünyaya kanıtlamış bir zil markası olsa gerek ki sevgili metallica grubunun bateristi lars urlich de bu zilleri kullanır
- yedi tepeli şehir
- nefret`in bir şarkısı.
- travel and leisure dergisine göre dünyanın görülmesi gereken yedinci şehri. ilk on şehir:
1- sydney
2- bangkok
3- roma
4- floransa
5- chiang mai, tayland
6- new york
7- istanbul
8- cape town
9- oaxaca / meksika
10- san francisco - bizzat oradayken,"izmir istanbula göre çok steril bir kent" cümlesi duyulduğunda ;ilk etapta buna itiraz etmek istenebilecek, ama sonrasında "hakikaten öyle" denilecek ve bunun çok da kötü bir şey olmadığı farkedilecek şehir.yaşanası,hayran olunası ama korkulası şehir.
- soğuk şehir.
- they might be giants isimli grubun not constantinapole isimli şarkılarının rashit tarafından coverlanmış halinin ismi.daha doğrusu müziği kullanılmış ama sözler orjinal.
istanbul tam bir cehennem
parlak şehir ışıkları
geceleri toplar sinekleri
terketti kendi köylerini
göç eder hergün binlercesi
büyükleri neon zehirleri
yok ediyor hepsini
ekmek aslanın artık azında
taşı toprağı altın yalanlarına kanma
istanbul deprem tehlikesi
istanbul patlar çöpleri
mutluyuz bizler yinede
patlayan şehrimizde
gülüp geçeriz delicesine
istanbul piskopat dolu
istanbul cinnettir sonu
on milyon insan arasında
bağ yok nefretten başka
istanbul cehennemdir aslında
heryer beton heryer gri
insan mutlu olabilirmi
yaşarken bunca sitresi
istanbul cehennem gibi
öldürüyor hergün bizleri - 9 ayrı dilde on üç farklı ismi olan şehir.şöyleki;
grekçe`de ``vizantion``, latince`de ``bizantium, antoninya, alma roma, nova roma``, rumca`da ``konstantinopolis, ıstinpolin, megali polis, kalipolis``, slavca`da ``çargrad, konstantingrad``, vikingce`de ``miklagord``, ermenice`de ``vizant, stimbol, esdambol, eskomboli``, arapça`da ``bizantiya, el-mahsura, kustantina el-uzma``, selçuklular`da ``konstantiniyye, mahrusa-i konstantiniyye, stambul`` ve osmanlıca`da ``dersaadet, deraliyye, mahrusa-i saltanat, ıstanbul, ıslambol, darü`s-saltanat-ı aliyye, asitane-i aliyye, darü`l-hilafetü`l aliye, payitaht-ı saltanat, dergah-ı mualla, südde-i saadet`
(bkz:copy paste) - birbirinden kopuk ruhlarin yasadigi sehirdir istanbul.
dogup buyudugu ortama, insaninin kendine yabancilasmasidir.
arkasinda biraktiklarina vermis oldugu agitin notalaridir.
gozyaslariyla donatilan kolyenin bütünüdür.
kizginligin, hayal kirikliginin koklestigi agactir.
ruhunun boyalarla bezendigi resimdir.
fallara bagli gelecegin grisidir.
anlatilmaz, yasanirdir kendisi. - Türkiye`de elde edilen gelirler toplamının 1/3 nü tek başına karşılayan şehir.
- ömer seydi ekinci`in bir şiiri
bekledim durdum seni boyuna
gelir şimdilerle avuttum kendimi de
gelmedin
sokak sokak arayasım geldi
şimdi dedim
gelir şimdi
yüreğimin sana inanmışlığı
bekle dedi
gelir şimdi
bir güvercin salıverdim
ıstanbul´a
yağmura anlattım
neyim varsa anlattım
bir çıkar yol dedim.
ıstanbul şahidim
şimdi dedim
gelir şimdi
ne sen geldin
ne saldığım güvercin
ıstanbul şahidim - insana mutluluğun yanında bolca da sıkıntı bahşeden şehir.
ne kadar bok birşey ya hem ait olmak hem de ait olamamak.
hem bütün sevdiklerin burada anılarının çoğunluğu,
anlamsallıkların burada.
ama ben oradayım.
sadece oradayım.
(bkz:sıkıntı)
(bkz:yük) - paris güzel bir salon,londra güzel bir park,berlin güzel bir kışla ama istanbul güzel bir şehir.
leyla`nın evinden alıntı - her ne kadar büyük ve hatta güzel olursa olsun; gerçek bir ankaralıya ankaranın daha güzel olduğunu trafik sorunu, kalabalığı, hayat pahalılığı ile hatırlatan boğazı şişmiş şehir.
- (bkz:istanbul türküsü)
(bkz:istanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı) - bütün illet özelliklerine rağmen insanın kendini garip bir şekilde huzurlu hissettiği şehrimiz.tarih boyunca hep aşık olunmuştur bu kente.uğruna ciddi kavgalar verilmiş, hep paylaşılamamıştır.dünyanın en güzel şehirleri arasında olmasına hiç şaşmadığımız;her yönüyle hayatın her köşesine dair birşeyler bulabildiğimiz, yaşayanının insan hakkında ister istemez birçok edindiği ülke görünümlü şehir
- trafik, kaos, karmaşa, alkol, melankoli ve milyonlarca benzeri kavramı hatırlatan şehir.
- kültürün ve teknolojinin yan yana durduğu bir şehir. bir yanda mimar sinan`ın yaptığı camiye bakılırken diğer yandan da dev gökdelenleri görebiliyoruz.
- an itibarı ile 13.000.000 insanın yaşadığı şehir. her gün gelip geçen insan sayısı 1.500.000 civarındadır. 600.000 süper zengini vardır. bir ucundan bir ucuna 111 kilometre uzunluktadır. iki havalimanı sayısın limanı vardır. 2000 yılı istanbulun raylı taşımasında yeni bir dönüm noktası teşkil etmektedir, sahip olduğu tramvay, hafif metro sistemlerine anadolu yakasında çok kapsamlı yenileri eklenmektedir. 2 köprüsüne çok yakın tarihte bir de tüp geçit eklenecektir. suç oranı yüksektir. en gözde semtleri; taksim, nişantaşı, kadıköy, beşiktaş. kadıköy bölgesinde; hasanpaşa - bahariye - moda ortalama 600.000 insan yaşamaktadır. turistik olarak değerlidir. Türkiyenin sanayi sistemi istanbul endexlidir buna karşın tarımsal faaliyet çok düşüktür.
- sırdan bir insanın hayatını boğarak,ruhunu öldüren şehir.
- (bkz:istanbul yolu)
- "be quick or be dead" şehri.
- `dünya tek bir devlet olsaydı, başkenti istanbul olurdu`
bir başka tepeden
sana dün bir tepeden baktım aziz istanbul!
görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.
ömrüm oldukça gönül tahtına keyfince kurul!
sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.
nice revnaklı şehirler görünür dünyada,
lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan.
yaşamıştır derim en hoş ve uzun rüyada
sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan.
(yahya kemal)
dizelerinde anlatılan taşı toprağı altından şehir. - asitane,dersaadet,islambol olarak da bilinir.
- aşığı çok,sevdiği az şehir.
- plaka numarasını kimse yazmamış galiba 34
- bir kere alışıldı mı artık başka şehirlerde hayatın olmadığına inandıran şehirdir. insanları gürültüye, trafiğe, kapkaça, kavgaya duyarsızlaştıran şehirdir.
- kız kulesi gibi harika bir yere sahip olan fakat buraya gitmek için baya para gereken müthiş tarihi ve manzarası olan benimde ayılıp bayıldığım şehir
- bir tutkudur istanbul, üzgün olduğunuzda sizi bağrına basan bir ana, sevinçli olduğunuzda size gülümseyen ışıltılı gözler, öfkeli olduğunuzda sizinle coşup kabaran hırçın dalgalar, dingin olduğunuzda sizi ağırlayan anlayışlı bir evsahibi gibidir.
var mıdır böylesine güzel, böylesine alımlı, böylesine çok renkli bir şehir? belki vardır kimilerine göre ama istanbul yine de bizim gözümüzde bir başkadır. nefes alır sokaklarıyla, yaşar tarihiyle, yaşatır güzelliğiyle. - bu şehir rock`ıyla yaşar istanbullllllllllllllllllll....
- http://www.youtube.com/watch?v=vsqrkzcytqg
linkinden çizgi film eşliğinde kontantinapolis`e de laf sokuşturan bir istanbul videosu. - insanı sevip sevmemek arasında sallantıya uğratan, ancak tepelerini, kokmuş derelerini, bozuk yollarını, şuursuzluk seviyesindeki trafik çilesini. her bir şeyini kendine özgü bir nitelikte sana bana sunan şehir.
özellikle ankaralıların sıklıkla "amaaan deniz varda sanki giriliyor mu?" yahut, "amaaaan deniz var da sanki boğaz manzaralı evde mi yaşıyon" şeklindeki kıyaslama sorularına rağmen gidilmese de görülmese de orada bir denizin olduğunu bilmek ve o gidilip görülmeyen, yanıbaşında boğaz sefası yapılamayan denize sahip çıkmak tüm istanbul`luların boynunun borcudur.
ankaralılara eskişehirlilere niğde ve karslılara,yapay göllerinin kenarlarında veya park fıskiyelerinin dibinde çekirdek çıtlatma konusunda kariyer yapan tüüüm karaiklimiinsanlarını buradan selamlar, ellerinden,gözlerinden ve diledikleri herbiryerlerinden ay sen ne şeker şeyysin öyle üslubundaki durdane hanım teyze yavşaklığıyla birer makas alırım. - bir şehrin urgan satılan çarşıları kenevir,
kandil geceleri bir şehrin buhur kokmuyorsa,
yağmurdan sonra sokaklar ortadan kalkmıyorsa
o şehirden öc alma vakti gelmiş demektir - dünyaya yön veren en büyük ekonomiye sahip 100 şehir listesine göre ,dünyanın en zengin 34'üncü kenti olarak biliniyor.
- 27 haziran 2007 günü, 1911 yılından beri en sıcak gününü geçiren şehir: 41,5 derece.
- dünya`nın en güzel şehri derler ki, en güzel kadın olarak karşılığı vardır. bu yüzden tarih boyunca iktidar sahibi erkek kılıklı bir sürü kavim kendisine sahip olmak istemiş, ondan bundan kıskanmıştır. fakat istanbul kendini sadece en çok isteyene verecek kadar aşiftedir. bütün bu özellikleri nedeni ile iki yakası bir araya gelmeyendir. çekiciliği, dehşeti, tutkusu, sevilmesi bu yüzdendir. istanbul`a sahip olan dünya`ya sahip olur.
- pamela spence`in adını iyice duyurduğu şehir rehberi albümündeki meşhur şarkısı.
sözleri:
bir ortak geçmişimiz var, bir de hep açık yaralar.
kendine hatırlattığın fazla parlamış anılar
karşıma her yerde çıkan otuz yaş üstü adamlar,
"hep seni sevmiştim" diyen, bir şeyler bekler bakışlar
yerçekimine yenik üstün başın
bir de hep güzel tınlamış adın, adın!
cebinde bir tek numaran kalmış artık,
herkes için bir tadımlık!
istanbul seni hapsetmiş, eski bir banda kaydetmiş
yüzlerce binlerce insan, aman Allah, hep bu şarkıyı söylemiş
istanbul seni kaybetmiş, ilaçlayıp berbat etmiş
davul gibi gerilen derini, aman Allah, kim bilir kimler inletmiş?
eğer "sana ihtiyacım var" dersen; her an gelebilirim.
kendinden bir vazgeçersen eğer; gerçekten sevebilirim
aşkımı gördüğün zaman, yenilmiş olman farketmez
sen kendini sevmezsen eğer kimse gerçekten affetmez! - gezmek, görmek için ideal olan ama yaşamak için fazla kalabalık olan şehirdir. öyleki istanbul denince aklıma hep aşıklar şehri demek gelir, içinde kendisine ait bir gizemi vardır, kimi zaman o gizemde kaybolur insan.. gezmek, görmek, tadını çıkarmak, birçok güzel mekana gidip zaman geçirmek güzeldir, içinde herşeyi yaşar ve görürsünüz ama o kadar kalabalık, o kadar büyüktür ki bir süre sonra sizden ruhunuzu almak ister, adeta herşey onun olsun ister ve sizi içine çekmek ister. işte eğer buna izin vermezseniz mutlu yaşayabilirsiniz istanbulda.
- yeditepe olarak da bilinen kimilerine rüya kimilerine kabus olan kent. dünya şehri. bir çok ırktan insanı ve enleri bünyesinde barındıran 7*24 canlı şehir. asya ve avrupanın bağlantı noktası
- mat grubunun yakın zamanda çıkmış ilk albümlerinden bir şarkısı.
düşlerin paramparça burda
rüyalar şehrinde
başın önde yürüyorsun ama
bir parça altın yok yerde
kim bilir nereden geldin
ne fark eder dönmeyeceksin
yemin etmişsin bir kere
ömür boyu sürüneceksin
istanbul kazan sen kepçe
bulamazsın aradığını
suç sende değil sadece
istanbul ağlatır tüm yalnızları
burası çok kalabalık bir şehir
yalnızlık daha çok koyar
insanları seyretmek
ruhunu siyaha boyar
kim bilir bir adın var mı
ne fark eder kimse çağırmaz
kalbini söküp fırlatsan
hiç kimse dönüp bakmaz
istanbul kazan sen kepçe
bulamazsın aradığını
suç sende değil sadece
istanbul ağlatır tüm yalnızları
istanbul uzak göklere
yıldızlar görünmüyor
dertlerin paylaşılmaz ki
hiç biri bölünmüyor
kim bilir neden gelmiştin
ne fark eder şimdi burdasın
anladım seni kardeşim
sen yolun başındasın
istanbul kazan sen kepçe
bulamazsın aradığını
suç sende değil sadece
istanbul ağlatır tüm yalnızları - avrupa yakasının telefon alan kodu 0212, asya yakasının telefon alan kodu 0216 olan ilimizdir.
- ilin sakinlerinin sürekli kıtalararası yolculuk yapmasına sebep olan içinden deniz geçen şehir.
- 77 milletten insanı bir arada tutmayı başarmış bir şehir
- yeşiller içinde geçen çocukluğumu, gençliğimi anılarıma gömüp geldiğim, hayatımı grimsi bir renge döndüren, güzelliğine laf söyleyemeyeceğim, içinde aşkı bulduğum ve bana benliğimden birşeyler kaybettiren, alıştığım kahrolasıca şehir.
- 29 defa kuşatılan ancak ilk olarak m.ö 194 tarihinde roma imparatoru septim severus tarafından feth edilip roma imparatoruna geçen ve m.s 1453 yılında 29. kuşatmasında 29 mayıs günü fatih sultan mehmet tarafından feth edilen ve osmanlı devletine başkent olan şehirdir.
- "her köy büyütülüp şehir yapılabilir; ama hiçbir köy-kent, ne yaparsanız yapın, asla ve asla istanbul olamaz" önermesini; kendisini her görüşte içten içe tekrarlatan efsunlu şehir.
- ilçeleri; adalar, avcılar, bağcılar, bahçelievler, bakırköy, bayrampaşa, beşiktaş, beykoz, beyoğlu, büyükçekmece, çatalca, eminönü, esenler, eyüp, fatih, gaziosmanpaşa, güngören, kadıköy, kağıthane, kartal, küçükçekmece, maltepe, pendik, sarıyer, şile, silivri, şişli, sultanbeyli, tuzla, ümraniye, üsküdar ve zeytinburnu`dur.
- (bkz:canına yandığımın şehri)
- http://youtube.com/watch?v=GNx3Qh8IWN8
- âşık olunası şehirlerin baş tâcıdır. tüm gürültüsüne ve keşmekeşine rağmen uzak kalınamayan, uzak kalındığında da fazlasıyla özlenen şehirdir. her köşesi ayrı bir güzellik saklar. bunca kalabalığına rağmen en münzevi ruha bile hitap edebilecek bir hoşluğu muhakkakki vardır. hem güvenli bir liman gibidir, hem de her an yeni keşifler yapılabilecek bir sırlar yumağı. tüm kıtalara ulaşmak istercesine yüreğini denizle ikiye bölmüştür. bir tarafıyla geçmişi ağırlar, diğer yanıyla geleceği kucaklar. birbirinden farklı fikirdeki onca insanın hayranlığını kazanması da bu özelliklerinden dolayıdır. hakkında yazılan onca şarkı ve şiir bile anlatmaya yetmez güzelliklerini / özelliklerini. üstad necip fazıl'ın o güzel deyimiyle; " canım istanbul "dur.
(bkz:istanbul aşkı) - yüzölçümü 5.170 km²dir.
- mavi sakal'ın kan kokusu albümünde bir şarkıya da isim olmuştur. (tabi olumsuz yanlarıyla)
bugünlerde istanbul şehrinde
bir insan kaybolmuş
bugünlerde istanbul şehrinde
bir ana ağlamış
bugünlerde istanbul şehrinde
sevgililer içerde
bugünlerde istanbul şehrinde
biz nerede
görmedi, duymadı
gazetelerden okudu
istanbul
bugünlerde istanbul şehrinde
çiçekler tutuklu
bugünlerde istanbul şehrinde
bir iğne bir tende
görmedi, duymadı
gazetelerden okudu
istanbul
bugünlerde istanbul şehrinde
herkes patron
bugünlerde istanbul şehrinde
parayla herşey emrinde
istanbul - cumhuriyet hükümetlerinin dertlerine çare bulamadığı, toprak, iş, gelecek veremediği insanlarının göç merkezi. özellikle adnan menderes komutasındaki demokrat parti icraatlarıyla, aç insanların kendilerine gelecek kurmak için sığındıkları ve içine ettikleri kenttir. şu haliyle "yau kötüde olsa idare edelim"şeklinde düşünenlerin başkentidir. giden kendini kaybeder, birine adres sorsanız kesin o da sizin gibi kayıp veya gezgindir. sınırları içinde yaşayanların büyük çoğunluğunun bilmediği kenttirde. fatih sultan mehmet yaşasa, mevcutların çoğunu kovar veya yıkardı. zira resmen köy olup çıkmış kenttir.
- yıllardır beklenen marmara depreminde ne yazık ki çoğu yerle bir olacak en büyük şehrimiz.çarpık kentleşmeyi yenilemek için deprem sonrası tüm hazırlıklar yapılmış ve kendi elleriyle yıkıp yeniden yapmanın mğmkğn olmadığı bu şehrin kendi yıkılması beklenmektedir.*
- attila ilhan'dan çok güzel bir şiiri parsellemiş şehirdir. işte o şiir:
kanatları parça parça bu ağustos geceleri
yıldızlar kaynarken
şangır şungur ayaklarımın dibine dökülen
sen
eğer yine istanbul`san
yine kan köpüklü cehennem sarmaşıkları büyüteceğim
pançak pançak şiirler tüküreceğim
demek yine ben
limandaki direkler ormanında bütün bandıralar ayaklanıyor
kapı önlerinde boyunlarını bükmüş tek tek kafiyeler
yahudi sokaklarını aydınlatan telaviv şarkıları
mavi asfaltlara çökmüş
diz bağlıyor
eğer sen yine istanbul`san
kirli dudaklarını bulut bulut dudaklarıma uzatan
sirkeci garı`nda tren çığlıklarıyla bıçaklanıp
intihar dumanlari içindeki haydarpaşa`dan
anadolu üstlerine bakıp bakıp
ağlayan
sen eğer yine istanbul`san
aldanmıyorsam
yakaları karanfilli ibneler eğer beni aldatmıyorsa
kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar
yine senin emrindeyim
utanmasam
gozlerimi damla damla kadehime damlatarak
kendimi yani şu bildigin attila ilhan`i
zehirleyebilirim
sonbahar karanlıkları tuttu tutacak
tarlabaşı pansiyonlarında bekarlar buğulanıyor
imtihan çığlıkları yükseliyor üniversite`den
tophane iskelesi`nde diesel kamyonları sarhoş
direksiyonlarının koynuna girmiş bıçkın şoförler
uykusuz dalgalanıyor
ulan istanbul sen misin
senin ellerin mi bu eller
ulan bu gemiler senin gemilerin mi
minarelerini kürdan gibi dişlerinin arasında
liman liman götüren
ulan bu mazot tüküren bu dövmeli gemiler senin mi
akşamlar yassıldıkça neden böyle devleşiyorlar
neden durmaksızın imdat kıvılcımları fışkırıyor
antenlerinden
neden
peki istanbul ya ben
ya mısralarını dört renkli duvar afişleri gibi boy boy
gümrük duvarlarına yapıştıran yolcu abbas
ya benim kahrım
ya senin ağrın
ağır kabaralarınla uykularımı ezerek deliksiz yaşattığın
çaresiz zehirle kusan çılgın bir yılan gibi
burgu burgu içime boşalttığın
o senin ağrın
o senin
eğer sen yine istanbul`san
yanılmıyorsam
koltuğumun altında eski bir kitap diye götürmek istediğim
sicilyalı balıkçılara marsilyalı dok işçilerine
satır satır okumak istediğim
sen
eğer yine istanbul`san
eğer senin ağrınsa iğneli beşik gibi her tarafımda hissettiğim
ulan yine sen kazandın istanbul
sen kazandın ben yenildim
kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar
yine emrindeyim
ölsem yalnız kalsam cüzdanım kaybolsa
parasız kalsam tenhalarda kalsam çarpılsam
hiç bir gün hiçbir postacı kapımı çalmasa
yanılmıyorsam
sen eğer yine istanbul`san
senin ıslıklarınsa kulaklarıma saplanan bu ıslıklar
gözbebeklerimde gezegenler gibi dönen yalnızlığımdan
bir tekmede kapılarını kırıp çıktım demektir
ulan bunu sen de bilirsin istanbul
kaç kere yazdım kimbilir
kaç kere kirpiklerimiz kasaturalara dönmüş diken diken
1949 eylül`ünde birader mırc ve ben
sokaklarında mohikanlar gibi ateş yaktık
sana taptık ulan
unuttun mu
sana taptık - nüfusu neredeyse yunanistan ile aynı olacak olan şehir, sabahları 07:00 - 10:00 akşamları 18:00 - 21:00 arası çoğu ilçesinde özellikle avrupa yakasında beşiktaş, şişli, eyüp olmak üzere trafik derdi aşılamayan, trafik sorununu aşmak için metrobüsleri devreye sokan; lakin metrobüslere dönecek yol ayırmayı akıl edemeyip gene normal trafiği kitleyen bir belediye zihniyetine sahip şehir. . gene, özellikle avrupa yakasında akp li belediyelerin yoğun olduğu yerlerde 'büyükşehir çalışıyor' reklamlarını gözünüze sokan insanlara liderlik vasfı atanmış şehir. avrupa yakasında tek güzel yanı yeraltı metrosu ve taksim - 4.levent arası müzik eşliğinde moda girilen kısa seyahatidir. . zamanı olanlar ve maddiyatı kurtaranlar için ise beyoğlu'nda barlar, ortaköy'de biralar, kumrular, aksaray'da bilimum hayat kadınları, eminönü sahili ve çarşısı vs vs.
- imar aflarıyla bir şehrin ırzına nasıl geçilir ,tarihi kent silüeti götdelenlerle nasıl bozulur en büyük kanıtıdır.elleriniz dert görmesin.
- zamanında yer edinip arsa çevirenlerin şimdilerde akıllılıklarının ödülünü almalarına sebep olan, sonradan gelip bir yer edinen fakat gelişmekte olan bir şehir olmasından dolayı, bulunduğu yerden yavaş yavaş sürülmeye çalışılan insanların olduğu, işçiye, emeğe değer verilmeyen bu yüzden
yapılan işin kalitesinin de düşmeye başladığı, bu kalitenin düşmesinden doğan maaş durumu. her yeni işe başlayan üniversite mezunu değilse asgari ücretten başlayan ve başladığı gibi devam eden, maaştan yakınınca gözünün yaşına bakılmadan işten çıkarılan, bu yüzden her işe girişte yeniden başa dönen, aile geçimini sağlamaya çalışan için yaşaması zor şehir.
şu an görünmese de hala göçlerin olduğu, torpil yüzünden okumuş insanların, kalifiye işçilerin, ustaların iş bulamamalarına sebep olan, bu yüzden de başka başka sektörlere, hiç yapmadığı işleri öğrenmeye ve yapmaya çalışan hatta alışan insanların bulunduğu şehir.
betonlaşma yüzünden bağ bahçe de yetiştirdiği sebzeyi meyveyi yiyemez duruma gelen, pazardan, manavdan, marketlerden aldıkları hormonlu, ilaçlı yiyeceklerle hiç bilinmeyen, hiç duyulmayan hastalıkların oluştuğu şehir.
gece evinize rahat rahat gidemediğiniz, yolda yürürken birinin yüzüne baktığınız için dayak bile yiyebileceğiniz, telefon bayilerinde satılan hatta üzerine para verip satılan cep telefonunu vermediği için önce dövülüp, sonra trenden atılarak öldürülen insanların oluğu şehir.
insanların aya çıktığı, marsa çıktığı, uzayda üs kurduğu, uzaya şehir inşa etmeyi düşündüğü bir dünyada, kiremit tozunu kırmızı biberle karıştıran, daha olgunlaşmamış zeytinleri karartmak için kanserojen maddeler kullanan, içinden kıl neyse çamaşır ipi, çorap, hamam böceği, çöp parçaları çıkan ekmeklerin yapıldığı, doğurduğu bebeği bakamıyacağını doğurduktan sonra anlayıp çocuğunu öldürerek çöp konteynerlerine atan insanların bulunduğu şehir.
açlık sınırının 626 ytl olduğu, yoksulluk sınırının 2040 ytl olduğu, asgari ücretin 435 ytl net olduğu ve asgari ücretle 6 kişilik bir ailenin geçindiği bir şehir.
sokakta çöp toplayarak geçimini sağlarken bir kaza sonucu elini derin bir şekilde kesen, acil olarak hastaneye götürülen, hastahanede elidikilen fakat hiçbir sosyal güvencesi olmadığından, dolayısıyla parasını ödeyemediği için (nüfus cüzdanı ve nesi varsa rehin bırakmayı önerse de) elindeki dikişleri narkozsuz geri söken (adamın halini düşüün) doktorların olduğu bir şehir.
güpegündüz, etraf araba, dükkan ve insan doluyken arabanızın camı kırılarak değerli neyiniz varsa (teyp, telefon hatta bozuk para) alabilen, bir şey bulamazsa da arabaya zara veren insanların bulunduğu şehir (bizzat yaşanmış olay).
ve daha nicelerinin bulunduğu şehir.
olsun yine de yaşıyoruz, nefes alabiliyoruz, ve gezilecek güzel yerleri olan bir şehir.
''istanbul'' - avrupa'nın 3. büyük şehridir.
toplam nüfusu 12,7 milyonken bunun 6,5 milyonu avrupa yakasındaki sınırlar içerisindedir.
(bkz:istanbul'un adı nerden geliyor) - ilerleyen yıllarda; artık önüne geçilemeyen işsizlik, önlenemeyen nüfus artışı, hala devam eden göç ile birlikte nefes almanın bile zorlaşacağını tahmin ettiğim, sınırları küçük, kalbi kocaman canına yandığımın şehri
en çok balık ekmeğini özledim der şair dizesinde istanbul için, enteresandır. . farklı bir penceredir, farklı pencerelere gebedir. - yaşanıcak olmasa da ayda bir gidip gezilesi şehir.
- topkapı surlarından başlayıp, altın boynuzun etrafını bir gecede yaya olarak turlayabileceğiniz güzel şehirdir.
- fatih sultan mehmet tarafından fethedilen ve bunun üzerinden 555 yıl geçen dünya'nın göz bebeği şehirdir.
- hakkında bu kadar açıklama girilince öldü sanılan şehirdir(niye ölsün lan?)
- güzel bir yalın şarkısıdır;
istanbul
ne güzel geçiniyorduk
bize ne oldu böyle
hep beraber ağlıyorduk
bize ne oldu söyle
okudum birer birer
yazdığın notları
hep ayrılığı söyler
hep bir kaçış satırları
istanbul benden büyük
onla başa çıkamam
küçücük ellerimle
seni geri alamam
sessiz tatsız çaresiz kaldım - içinden deniz geçen tek şehir.
2. en kalabalık şehirdir ayrıca. tr.wikipedia.org/wiki/dünya'nın_en_kalabalık_şehirleri - Türkiye'de ticaretin kalbinin attığı şehirdir. ekonomik hareketliliği ile adeta tüm Türkiye'yi beslemektedir. 17 ağustos 1999 depreminden sonra adapazarı'nda evini, barkını kaybetmiş bir amcanın söyledikleri aklımdadır hala: "buraları yıkıldı gitti, geride kalanları istanbul besledi. ya istanbul yıkılsaydı biz ne yapardık?" işte budur istanbul. içinde barınan bazı mikroplara ve kendisine mikrop bulaştırmaya çalışanların varlığına rağmen güzel şehirdir.
- barış manço'nun 2023 adlı parçasından samplelar kullanılan islamic force parçası.my melody'de bulunur.
- her bir köşesinin ayrı bir şehire benzediği ama bütünüyle hiç bir şehre benzemeyen uzaktan bakınca korkutucu kaos şehri gibi duran ancak havasının suyunun tadına bakanların bir daha memleketlerini dahi beğenmediği köşesine bucağına peri tozu kaçmış büyülü şehir.sevmek mecburi değildir sadece tanıyanların sevmek dışında başka seçeneği yoktur.* * * *
- formula 1 grand prix takviminde de yer almaktadır.
(bkz:istanbul park) - genelde trafik sıkışıklığından bahsedilen, sorunlarından bahsedilen şehir olmasına karşın, yeşili, doğası, sakin yerleri, düzenli, tertipli, temiz, farklı, dinlenmek ve piknik yapabileceğiniz mesire yerleri olan şehirdir.
bir polonezköy vardır ki istanbul'un arka bahçesi olarak bilinir.
(bkz:beykoz) - eski şehirin (bkz:suriçi) yapısı roma şehrine benzemektedir.
(bkz:yedi tepeli şehir) ile (bkz:yedi tepeli roma). - korularıyla ünlü şehirdir.
(bkz:beykoz korusu)
ayazağa korusu
emirgan korusu
yıldız parkı korusu
küçük çamlıca korusu
fethi paşa korusu
hidiv ismail paşa korusu - 41° kuzey, 29° doğu koordinatlarında yer alan şehir.
- bu başlığın altına yapılmış açıklama sayısı, ankara başlığına yapılmış açıklama sayısına göre oldukça geride bulunmaktadır.
çok dikkat çeken bu durum ankaralıların kendi şehirlerine daha bağlı olduğunu yanılgısını gösterebilir, nitekim; istanbul ile ilgili açılmış daha çok başlık olması ve istanbul'un semtleri ve özelliklerinden oluşan başlıkların çokluğu ankara'nın ulaşamayacağı niteliktedir. - aşk'ın başkentidir istanbul. istanbul'da nabzı sayılır aşkın, aşıkların. aşk neyse istanbul o'dur. adına yazılmış binlerce şiirden sadece biri. ümit yaşar oğuzcan'ın kaleminden düşmüştür sayfalara;
evin içinde bir oda, odada istanbul
odanın içinde bir ayna, aynada istanbul
adam sigarasını yaktı, bir istanbul dumanı
kadın çantasını açtı, çantada istanbul
çocuk bir olta atmıştı denize, gördüm
çekmeğe başladı, oltada istanbul
bu ne biçim su, bu nasıl şehir
şişede istanbul, masada istanbul
yürüsek yürüyor, dursak duruyor, şaşırdık
bir yanda o, bir yanda ben, ortada istanbul
insan bir kere sevmeye görsün, anladım
nereye gidersen git, orada istanbul. - birbirinden değerli ve tarihi sarayları barındıran şehir.
(bkz:dolmabahçe sarayı)
(bkz:yıldız sarayı)
(bkz:çırağan sarayı)
(bkz:topkapı sarayı) - ramazan ayında büyük camilerinin minarelerinin arasına gerilen mahyalarla, geceleri ayrı bir güzellik sunan şehirdir. özellikle sur içinde bu güzelliğin görülmesi gereklidir.
- hatırası ve özlemi ile yürek burkan şehirdir. en ücra köşesini bile özlersiniz çünkü istanbulun o en ücra köşesi bile hiçbir yere benzemez. ayrı bir tadı vardır orada geçen zamanın.
bağcılar tramvayında liseli kızların gönül muhabbetini dinlemeyi özlersiniz.
esenler dörtyol'da minibüs beklerken sağda solda kahkahalarla yamuk yamuk yürüyen kara kuru gençleri seyretmeyi.
emirgan'da, koru'da sincapların arasında yürümeyi.
salacak'ta çay içip martı çığlıklarını dinlerken kız kulesi'ni seyretmeyi.
ortaköy'de seyyar tezgahlardan takı almayı.
taksim'in herşeyini ama herşeyini!!!
beyazıt'ın o tarihi durgunluğunu.
eminönü'nün balık ekmek ve amonyak kokan kalabalık akşamlarını.
sultanahmet'in japon turistlerini.
çemberlitaş'ta çorlulu ali paşa medresesi'nde elma çayı içmeyi.
kapalı çarşı'da gençlerin size laf atmasını.
kadıköy'den bindiğiniz vapurun nazlı nazlı eminönü'ne yanaşmasını.
leb-i derya'da kahve içmeyi.
mona lisa'da fal baktırmayı.
(bkz:özledim)
(bkz:ağlatmayın lan adamı) - cumhur müezzinliğinin tarihinde sürekli uygulandığı şehirdir.
- ibrahim tatlıses gibi olmak isteyen bir cümle hanzoların doğudan göç etmesiyle içine sıçılmış , Türkiye nüfusunun %20'sini bünyesinde barındıran şehir.
dediklerim yanlış anlaşılmasın.doğu batı diye bir şey yok insanlar eşit vıdı vıdı eyvallah.fakat bu ibrahim tatlıses'e benzemek isteyen hanzolar bu şehre göç edip, işsiz güçsüz kalınca, uyum sağlayamayınca kızlar tek başına minibüse binemez oldu. - şiirlere şarkılara ilham olmuş, büyüsü ile tâ uzaklardaki kişileri bile etkilemiş olan güzide şehir. varsın kalabalık olsun, varsın keşmekeşi gürültüsü bol olsun, varsın garip insanlarla dolup taşsın; o yine eşsizdir ve hepsini ağırlamayı bilir, her bir sâkininin yüreğini okumasını bilir, onları avutmasını bilir; yeter ki biz onun saklı güzelliklerini görmeyi bilelim.
- öldüğünüzde bile ardınızdan her daim yaşayacağına sizi ikna edebilen veya sizden gelecek duygusal bir katılıma gerek duymadan kendisini sevdirebilen şehir.
- avrupa'nın en büyük otogarı olmakla beraber, dünyanın en büyük 3. otogarı konumunda olan esenler otogarının bulunduğu şehir.
- avrupa birliği'nin kültür başkentlerinden biridir de. çarpık yapılaşma ve artan göç her ne kadar tarihi yapsını olumsuz etkilese de, şehrin kendi doğasını koruyan bir ruhu vardır sanki.
- içinde ender de olsa gerçek istanbullu bulabileceğiniz şehir. istemediğiniz kadar da göçmen bulabileceğiniz şehir. tarihi kuvvetli olsa da boktan şehir.
- tarihte bir çok galibiyet sevincine, bir çok kupaya ev sahipliği yapmış, sayısız konserlerin düzenlendiği, sayısız organizasyonların yapıldığı hepsi birbirinden kıymatli, inönü stadyumu, fenerbahçe şükrü saraçoğlu satdyumu, ali samiyen stadyumu'nun bulunduğu şehirdir.
- şehirlerin ecesi, suç ve günah şehri.bir çöküşün hikayesi.*
- tarihi bölgeleri 1985 yılında unesco tarafından dünya miras listesi'ne alınmış şehir.
- son zamanlarda bu kadar açıklama yapılınca acaba öldü mü dedirten başlık.*
1999'dan beri sürekli deprem korkusuyla yaşayan şehirdir nitekim. - devlet okulları olan;-
-boğaziçi üniversitesi
-galatasaray üniversitesi
-istanbul teknik üniversitesi
-istanbul üniversitesi
-marmara üniversitesi
-mimar sinan üniversitesi ve
-yıldız teknik üniversitesi ile;
vakıflara ait olan;
-bahçeşehir üniversitesi
-beykent üniversitesi
-doğuş üniversitesi
-fatih üniversitesi
-haliç üniversitesi
-ışık üniversitesi
-istanbul bilgi üniversitesi
-istanbul ticaret üniversitesi
-istanbul kültür üniversitesi
-kadir has üniversitesi
-koç üniversitesi
-maltepe üniversitesi
-okan üniversitesi
-özyeğin üniversitesi
-sabancı üniversitesi
-yeditepe üniversitesi ve
-istanbul aydın üniversitesi
-istanbul arel üniversitesi
istanbul'da bulunmaktadır. bu haliyle istanbul bir bilim şehridir. * - istanbulda bulunan Atatürk olimpiyat stadı, uefa'nın beş yıldızlı stadları arasındadır ve 2005 şampiyonlar ligi finali'ne ev sahipliği yapmıştır.aynı şekilde yine istanbulda bulunan şükrü saraçoğlu stadı'da 2009 uefa kupası finali'ne ev sahipliği yapacaktır.
- 29 kez kuşatılmış, 29.sunda fatih sultan mehmet yönetimindeki türklerce ele geçirilmiştir:
-m.ö 340 makedonya kralı phillippe
-m.ö 194 roma imparatoru septim severus (başarılı olmuştur.şehir artık romalılara bağlanmıştır).
-m.s tahmini 445-454 attila önderliğinde avrupa hunları (iki kez)
-m.s 616 iran hükümdarı keyhüsrev
-m.s 626 iranlılar ve avar türkleri ortak
-m.s 672 emevi halifesi muaviye
-m.s 712 emevi halifesi ı.velid
-m.s 722 emevi halifesi ı.velid (yalnızca galata limanı alınmış, arap camii inşa edilmiştir).
-m.s 782 abbasiler (kent haraca bağlanmıştır).
-m.s 854 abbasi halifesi mütevekkil
-m.s 864 ruslar
-m.s 869 abbasiler
-m.s 936 ruslar
-m.s 959 macarlar
-m.s 970 abbasiler (kent haraca bağlanmıştır).
-m.s 1203 latinler (latinler istanbul'u 1261'e kadar ellerinde tuttular).
-m.s 1302 venedikliler
-m.s 1348 cenovalılar
-m.s 1391-1396 osmanlı padişahı ı.beyazid (şehir istanbul'da bir türk mahallesi kurulması isteğine karşı çıkılması üzerine ablukaya alınmıştır).
-m.s 1412 osmanlı şehzadesi musa çelebi
-m.s 1422 osmanlı padişahı 2.murat
-m.s 1437 cenovalılar
-m.s 1453 osmanlı padişahı ıı.mehmed
kesin olarak tarihi bilinmemekle;
-vikingler
-bulgarlar
-gotlar
-avarlar - yanındayken bunaltan, uzağındayken özlenen, ne onunla olunabilen ne de vazgeçilebilendir.
- (bkz:2010 avrupa kültür başkenti)
- kazı çalışması olmayan yeri yoktur, işe giderken kullandığınız yada herhangi bir yere giderken kullandığınız yol, ertesi güne kazı çalışması yapılıyorsa şaşmamak gerek.
devamlı suretle farklı birimlerin açıp çalışma yapmaları uzun bir süre sıkıntı çektirir halka.igdaş, türk telekom, ayedaş, iski. - tarihi surları hala görülebilir. surların uzunluğu 22 km.dir. haliç surları 5.5 km., kara 6,5km. marmara surları 9 km.dir.
- türk topraklarında kahvenin ilk kez kullanıldığı şehirdir istanbul. 16. yüzyıla kahvenin adını dahi bilmeyen türkler, bu yüzyılda kahve ile istanbul'da tanışmışlardır. kente ilk kahve 1551 yılında getirilmiş; ancak tophane gümrüğünden içeri sokulmamıştır. ilk kahvehaneler ise 1552 veya 1554 yılında tahtakale'de halepli hakem ile suriyeli şems tarafında açılmıştır. bu ilk kahvehaneler, okur-yazarların, dönemin kibar ve münevver insanlarının devam ettiği birer kültür merkezi olarak, tarihe geçmişlerdir.
- melen çayı projesiyle su sıkıntısından kurtarılacak şehrimiz.
- beko basketbol liginde beşiktaş cola turka, darüşşafaka cooper tires, galatasaay cafe crown, fenerbahçe ülker ve efes pilsen takımları ile temsil edilmektedir.
- ekim 2011 itibariyle 60 metre derinliği ile, dünyanın en derin batırma tüneli ünvanına sahip olacak marmaray projesinin bulunduğu şehir.
- (bkz: istanbullu)
- osmanlı'dan günümüze yönetim şekilleri de değişiklikler göstermiş şehirdir.şöyle ki;
osmanlı döneminde istanbul'un yerel yönetimi istanbul'un fethinden tanzimat fermanına kadar geçen zaman içinde kadıların sorumluluğundaydı.hızırbey çelebi'den başlamak üzere kent yönetiminde 422 kadı görev aldı.tanzimat döneminde yeni bir yapılandırma gündeme geldi.1855'te şehremaneti kuruldu.ilk şehremini unvanını pepe salih paşa aldı.13 temmuz 1855'ten 4 kasım 1855'e kadar görev yaptı.ı. meşrutiyet'e kadar uzanan tanzimat döneminde istanbul yerel yönetimi 2'si ihtisap ağası, 18'i şehremini olmak üzere toplam 20 yönetici gördü.
ı. meşrutiyet'ten (1876) ıı. meşrutiyet'e (1908) kadar bu makamda 10 şehremini bulundu.ıı. meşrutiyet'ten cumhuriyetin ilanı'na kadar da 23 şehremini başa geçti.
osmanlı dönemi (şehreminler)
* pepe salih paşa (13 temmuz 1855 - 4 kasım 1855)
* hacı hüsam efendi (3 kasım 1855 - 23 şubat 1856)
* osman raşid paşa (24 şubat 1856 - 18 haziran 1858)
* hüseyin bey (19 haziran 1958 - 1 mayıs 1860)
* ahmed şükrü bey (12 mayıs 1860 - 14 nisan 1862)
* hacı ahmed efendi (22 nisan 1862 - 22 haziran 1862)
* hüseyin bey (22 haziran 1962 - 16 mart 1868)
* server paşa (7 mart 1868 - 6 temmuz 1870)
* haydar efendi (18 temmuz 1870 - 30 ağustos 1872)
* ali rıza bey (21 eylül 1872 - 10 mayıs 1873)
* besim bey (12 mayıs 1873 - 23 ağustos 1873)
* ali paşa (23 ağustos 1873 - 12 temmuz 1874)
* hekim ismail paşa (15 temmuz 1874 - 1 ekim 1874)
* feyzi bey (2 ekim 1874 - 30 ekim 1874)
* hekim ismail paşa (30 ekim 1874 - 24 mart 1875)
* şevket bey (25 mart 1875 - 24 mayıs 1875)
* ali kabuli paşa (30 mayıs 1875 - 19 temmuz 1875)
* cenanizade mehmed kadri paşa (19 temmuz 1875 - 10 eylül 1875)
* halet paşa (10 eylül 1875 - 22 aralık 1875)
* cenanizade mehmed kadri paşa (24 aralık 1875 - 28 kasım 1876)
* refik bey (28 kasım 1876 - 14 kasım 1878)
* galib paşa (20 kasım 1878 - 28 mart 1879)
* ahmet rasim paşa (30 mart 1879 - 20 nisan 1879)
* reşid paşa (20 nisan 1879 - 5 ağustos 1879)
* rıza paşa (6 ağustos 1879 - 29 kasım 1879)
* mehmed arif paşa (30 kasım 1879 - 2 mart 1880)
* rıza paşa (4 mart 1880 - 30 mart 1881)
* mazhar paşa (2 nisan 1881 - 21 eylül 1890)
* rıdvan paşa (22 eylül 1890 - 10 haziran 1906)
* reşid mümtaz paşa (14 haziran 1906 - 18 temmuz 1908)
* rauf paşa (19 temmuz 1908 - 27 temmuz 1908)
* ziver bey (28 temmuz 1908 - 16 mart 1909)
* hazım bey (17 mart 1909 - 13 temmuz 1909)
* halil bey (20 temmuz 1909 - 6 ocak 1910)
* tevfik bey (8 ocak 1910 - 19 mayıs 1910)
* subhi bey (25 mayıs 1910 - 26 temmuz 1911)
* hüseyin kazım bey (21 temmuz 1911 - 27 ağustos 1911)
* tevfik bey (28 ağustos 1911 - 18 ağustos 1912)
* cemil topuzlu (18 ağustos 1912 - 7 kasım 1914)
* ismet bey (8 kasım 1914 - 3 şubat 1915)
* ismail canbulat (4 şubat 1915 - 29 nisan 1915)
* bedri bey (30 nisan 1915 - 7 temmuz 1917)
* sezai bey (8 temmuz 1917 - 17 ağustos 1918)
* cemil topuzlu (28 ağustos 1918 - 15 aralık 1918)
* yusuf ziya bey (18 aralık 1918 - 4 mayıs 1919)
* cemil topuzlu (5 mayıs 1919 - 28 şubat 1920)
* hayreddin bey (2 mart 1920 - 17 nisan 1920)
* salim paşa (18 nisan 1920 - 2 aralık 1920)
* yusuf razi bey (5 aralık 1920 - 23 şubat 1921)
* mehmed ali bey (24 şubat 1921 - 5 temmuz 1921)
* celal bey (7 temmuz 1921 - 4 mart 1922)
* ziya bey (5 mart 1922 - 13 nisan 1923)
cumhuriyet dönemi
cumhuriyet ilan edildiğinde istanbul'da yerel yönetici olarak haydar bey (yuluğ) görev yapıyordu.valilikle istanbul kent hizmetlerini birleştiren 1930 tarihli belediye kanunu ile şehremaneti son buldu ve şehremini tabiri de tarihe karıştı.14 ekim 1930'da yerel seçimler yapıldı. istanbul umumi meclisi, vali ve belediye başkanı muhittin üstündağ tarafından 6 kasım 1930'da açıldı. 1 mart 1956'de valilik ile belediye ayrıldı. bu arada imar çalışmaları nedeniyle belediye meclisi tarafından 1 haziran 1957 tarihinde adnan menderes'e ''istanbul fahri belediye reisi'' unvanı verildi.
27 mayıs 1960 sonrası şehrin yönetiminde bir süre istikrar sağlanamadı. 10 haziran 1960 tarihli bakanlar kurulu kararı ile yeni seçimlere kadar belediye başkanlarının görevlerine son verilerek belediye kanununun 94.maddesi gereğince atama yoluyla başkanlar getirilmesi kararlaştırıldı. istanbul'da üç yılda 7 kez belediye başkanı değişti. 1961 anayasasına göre 27 temmuz 1963 tarihinde çıkartılan yasa ile belediye başkanlarının seçiminde tek dereceli çoğunluk usulü getirildi. 17 kasım 1963'te yerel seçimler yapıldı ve istanbul'un seçimle belirlenen ilk belediye başkanı haşim işcan oldu.
3030 sayılı yasa ile başlayan büyükşehir belediyesi döneminin 26 mart 1984 tarihinde yapılan ilk seçiminde bedrettin dalan belediye başkanı olarak seçildi.
27 mayıs 1960 öncesi (valiler)
* ali haydar yuluğ - (15 nisan 1923 - 8 haziran 1924)
* emin erkul - (8 haziran 1924 - 12 ekim 1928)
* muhittin üstündağ - (14 ekim 1928 - 4 aralık 1938)
* lütfi kırdar - (8 aralık 1938 - 16 ekim 1949)
* fahrettin kerim gökay - (24 ekim 1949 - 26 ekim 1957)
* kemal hadımlı - (12 temmuz 1957 - 5 ekim 1957) *
* mümtaz tarhan - (29 kasım 1957 - 11 mayıs 1958)
* ethem yetkiner - (14 mayıs 1958 - 24 aralık 1958)
* kemal aygün - (25 aralık 1958 - 27 mayıs 1960)
27 mayıs 1960 sonrası (belediye başkanları)
* refik tulga - (27 mayıs 1960 - 14 haziran 1960)
* şefik erensü - (14 haziran 1960 - 24 eylül 1960)
* refik tulga - (24 eylül 1960 - 26 şubat 1962)
* turan ertuğ - (27 şubat 1962 -16 mart 1962)
* kadri ilkay - (17 mart 1962 - 30 ocak 1963) *
* kamuran görgün - (8 haziran 1962 - 22 haziran 1962)
* niyazi akı - (31 ocak 1963 - 28 şubat 1963) *
* necdet uğur - (28 şubat 1963 - 9 aralık 1963)
* haşim işcan - (10 aralık 1963 - 11 mart 1968)
* faruk ılgaz - (12 mart 1968 - 6 haziran 1968) *
* fahri atabey - (8 haziran 1968 - 9 aralık 1973)
* ahmet isvan - (14 aralık 1973 - 11 aralık 1977)
* aytekin kotil - (14 aralık 1977 - 12 eylül 1980)
* ismet hakkı akansel - (12 eylül 1980 - 30 ağustos 1981) **
* ecmel kutay - (30 ağustos 1981 - 24 eylül 1982) **
* abdullah tırtıl - (24 eylül 1982 - 26 mart 1984) **
* bedrettin dalan - (26 mart 1984 - 28 mart 1989)
* nurettin sözen - (28 mart 1989 - 27 mart 1994)
* recep tayyip erdoğan - (27 mart 1994 - 6 kasım 1998)
* ali müfit gürtuna - (12 kasım 1998 - 1 nisan 2004)
* kadir topbaş - (1 nisan 2004 - .)
(vekaleten) * (atamayla) ** - içinde bulundurduğu 4 levent, levent ve maslak merkezlerindeki iş kuleleri ve gökdelenleri ile new york'a benzeyen şehir.
sabancı center
iş kuleleri
istanbul sapphire
maya center
plaza otel - Türkiye'nin uluslararası standartlardaki en büyük deniz feneri istanbul'dadır. bu deniz feneri şile'dedir.
- sezai karakoç'un kısa bir şiirle nasıl yaşandığını anlattığı şehir.aynen de böyledir, anlatılırsa kısa sürer bu şiir gibi, yaşanması gerekir.
alınyazısı saati (istanbul)
yeryüzüne ayı indir o bir şehir olsun
yaklaştıkça büyüyen
ayrıntıları setleri bahçeleri
yumuşak çizgileriyle ortaya çıkan
işte ben o şehri yaşadım yıllarca
istanbul'da parça parça
çeşmelerinde ayı yaşadım
servilerinde ayla birlik bölündüm
ayla birlik yaralandım
istanbul mezarlıklarını aydınlatan ayla
soludum bölük bölük ahiretin
keskin çizgili özgürlüğünü
kanlı canlı özgürlüğünü ay kesmesi
içtim sıcak bir yaz günü içilen buz gibi bir vişne şurubu benzeri
kutsallığın ballı biberli çilekli çile kevserini
istanbul'dur bu otuz yıl kana kana yaşadığım
taşlarına adeta resmim işledi
ben istanbul'da dağıldım zerre zerre
istanbul damla damla içimde birikti mermer tozu gelip gelip içimde oluştu bir şehir
bu yeryüzünden ve gökyüzünden ötedeki şehirdir
o bir kılıçtır doğudan batıya uzanıp
çin ipeğinden örülmüş şeytan kozasını bölen
darbeleriyle batı çeliğini lime lime eden
o tanrı'nın kılıç halindeki hilali
islam ruhunun kristalleşmiş heykeli
içimin sesi rüyamın öfkesi merhametimin şehri
istanbul'a gel oruç günleri gez gör ve dinle derinden
taştaki oymalarını incele bir er gözüyle
semerkant'tan kalkıp gelmiş erlerin gözüyle gör her yeri
camileri mezarlıkları çeşmeleri ve sebilleri
git sümbülefendi'ye servilerden sor olan biteni
merkezefendi'de tüket maddeyi yırt maddeciliğin kefenini
bağdat'ta ebedi bağı ruhun ve ilahi hikmetlerin
şam'da son sınırı manevi medeniyetlerin
kozmik bakış metafizik sezgi
bağdat'tan dal, şam'dan yaprak diyarbekir'den çizgi
hep istanbul'da kırık dökük
parçalanmış silinmiş sönmüş
hayaletler gibi kaçmış gizliliklere
loş boşluklara sığınmış kan rengi bir huzur arzusu
sabah karacaahmet'te öte şafak kırmızısında savaş borusu
sökün eder her sabah ufkun bir ucundan yeniçeriler
su şırıltısından gök gürültüsüne değin
bütün seslere düzen vermiş ebedi mehter
yok olduysa bu şehir ruhu ruhuma sindi
ben yaşadıkça o yaşayacak bende
kimbilir belki o da dirilecek benimle
islam milletinin dirilişinde
o yeniden güneşin güneş ayın ay ve dünyanın dünya
insanın insan olduğu o günde
ölümün biliyorum ey istanbul diriliş içindir
öyleyse indir ruhunun teslim bayraklarını indir göm toprağa
doğrul ve kalk ayağa
kemiklerinle etin arasında
sonsuz güç topla korku ve muştuyla mucize muştusuyla
yüreğim yırtılıyor çınlıyor ağlıyor yüreğim
fırtına yaprak yaprak dökülüyor
gecenin tüyleri savruluyor havaya
ölümümü kutlayan arz oğullarıyla
mübarek toprağın anlamından bile yoksun
taşın demirin mermerin ve tozun metafizik kadrine bile düşman
kabus ruhumu çalmak isteyen hırsız
madde dönüşür binbir şeye ama ruh kaybolmaz
altın madeni gibi pırıl pırıl kalır ve solmaz
ve ben kardan geldim ama denizi üstlendim
denizi yüklendim adeta denizle evlendim
denizle yaşadım denizle öldüm
öldükten sonra denizin gözlerini gördüm
denizden denize yükseldim
birliğin şarkısını işittim dinledim derinliklerinde
sedeflerinden yapılmış istanbul camilerinin taşları
beyaz güvercin kanadı köpüklerinde kubbelerini gördüm camilerin
-ama gizleyerek saklayarak itiraf etmeyerek-
bursa'dan gelen yeşil bu denizi boyadı gökten sonra
ve trenler şifreli düdükleriyle trajedileri perdelerken
dönüp bir köşeden ötede kaybolurken ben kayalarını denizin ahenkleştirdiği kıyılarda
gerçeği koğaladım hayal meyal görünen kelimeler arkasında
ve derken birden karaya sıçradım ayasofya
padişah türbeleriyle örtülmüş maskelenmiş şehzade mezarlarıyla
kayboldu o deniz o kentle birlikte rabbim bildir bana
olup biteni
o yeşil ötesi ışığı o güneşi tahlil eden su çizgisini
ve sen ey avrupa yerin dibine batacaksın bitmez tükenmez suçlarına karşılık
ve derken ayasofya yüzüme çarpan karanlık
serin ve kilim nakışlı kızıl gözlü dev bir cam gibi
ve kılıcımın ucunda ayasofya küçük bir bilya gibi
uçuyorum göklerin kubbesine bir ikram gibi
gök sofrasında bir çeşni bir garnitür gibi
kalk ve kavra ruhum bir kadavra gibi solan bu göksel yapıyı
bir kartal taşırken yere düşmüş
ve kalakalmış kaldığı yerde
sonra karanlıklardan çıkan kartallar tünemiş üstüne
yemişler ötesini berisini
ey kozmiğin kemirdiği bir kent gibi yükselen yapı
ey Allah'a açılan ve kapanan ulu kapı
bir at gibi soluyorsun kulelerinle
deniz öfkenin köpükleriyle benekli
gel barışın köprüsü ol içimizde dışımızda
yeniden sularından içelim kana kana
savaşabilirim bugün bütün dünyayla
gerekirse
ruhumuzun susadığı hakikat olan
evrensel islam barışının zaferi için
aşk için tanrı hakikati aşkı için
göğe çıkan isa yere insin diye
-fazla çıkardılar göğe-
gel ey muhammed ve isa hakikati
burada sizi bekleyen bütün bir insanlık var
bulutlar yaralı insanlar zehir saçan fırtınalar
kara-düşünce fırtınalarıyla yüklü kurşun levha havaları
savaşırım doğudan daha doğu
doğrudan daha doğru olanı bulmak için
zulme karşı savaşabilirim
insan başı yalnız tanrı önünde eğilecektir
ebedi hakikat budur
bunun için savaşırım ben
bunun için kanım helal olsun
şehrimin altına özgür tanrı aşkını yazmak
istanbul'u yeniden tanrı şehri yapmak
bunun için savaşırım ben
servi için savaşırım çınar için savaşırım
tozlanmamış gün doğuşu için
yıldızlar geceleri yeniden görünsün diye
tuz deniz damlasında gülsün
çam denizle gülüşsün
su tenimizle barışsın
ruhumuzla ışısın diye
savaşçıyım ben atalarım gibi
istanbul için savaşırım
bağdat'ın dervişlik ortağı
şam'ın kılıç kardeşi
olan istanbul için
benim güneşimden öteye kimse gidemez
benim güneşimin üstüne doğmadığı hayat hayat değil
“benim duvarımdan yüksek duvar haraptır”
gerçek özgürlüktür kölelik değil tanrı'ya kulluk
istanbul olacak yine gerçek özgürlüğün türküsü
kıyamete kadar söylenecek türkü
(bkz:sezai karakoç) - elizabeth kostova "tarihçi" adlı kitabında der ki: "bütün bir hayatını istanbul üzerine çalışarak geçirmiş meslektaşlarım var, derler ki, burada yaşamamıza rağmen bu şehri tamamen keşfetmeye zaman bulamayacağız."
bir kitap cümlesidir ama fazlasıyla doğru olan bir tesbittir aslında. bu şehirde doğmuş ve çeyrek asrı çoktaan ardında bırakmış biri olarak her yeni günde ve keşifte bu sözün doğruluğunu tekrar tekrar anlarım. - o kadar şiir yazılır ki adına, öyle güzel anlatılır ki şiirlerde, bir istanbullu yaşatır şiirlerde ancak belki bir de istanbulu anlayan.
onlardan biri de bu şiirdir.
istanbul
orda, adamı düşündüren denizler vardır
ışıltılı ve berrak,
şurda gemiler durmuş,
kimbilir,
zincirleri ne ağırdır.
sarayburnu,
kızkulesi,
haydarpaşa.
bak işte köprü,
böyle ayak altında bütün gün.
işte yollar gıcır gıcır,
işte sultanahmet meydanı şu gördüğün
nihayet, ilerde deniz,
mis gibi balık kokar.
daha sonra adalar
ve hep çam ağaçları.
oranın mehtabı tatlı olurmuş,
öyle derler,
rüyadaymış gibi yaşar insan.
galiba böyle görülür istanbul
bir kartpostal önünde durup
iştahla bakarsan.
a.kadir * - en güzel sonbaharların şehridir istanbul. sonbaharda aşkın şehridir. sevdiceğinizi kolunuza takıp dökülen yapraklar altında yıldız, beykoz, mihrabat korularında sevimli yürüyüşler yapıp, yalnızlaşmış görünen istanbulun tepelerine, haliç'ine ve boğazına karşı oturup anadolu kavağında, piyer loti'de, salacak'ta çayınızı yudumlayabilirsiniz. yağacak gibi durup, ama yağmayıp size içten içe ufak çaplı tedirginlikler yaşatan havanın telaşıyla güzel haftasonları yaşatır. arada yüzünü gösterip bulutların arasından, sonra saklanan güneş umuda dair bir işarettir ve içinizi ısıtır.
giden her sonbaharın ardından, eskisini tutmayan bir sonraki sonbaharda, özlenir eski istanbul sonbaharları. - divan edebiyatı müzesi (galata mevlevihanesi) (beyoğlu),
adam mickiewickz müzesi (beyoğlu),
türk ve islâm eserleri müzesi (ibrahim paşa sarayı) (eminönü),
topkapı sarayı müzesi (eminönü),
büyük saray mozaikleri müzesi (eminönü),
fethiye (pammakaristos manastırı) müzesi (fatih),
kariye (khora kilisesi) müzesi (fatih),
aya eireni (st. ırene) (eminönü),
ayasofya müzesi (eminönü),
istanbul arkeoloji müzeleri (eminönü) gibi müzeleri bünyesinde barındıran, tarihi yaşayabileceğiniz müzeleri bulunan şehir. - deprem korkusu yaşamakta olan ilimizdir. tarih boyunca büyük yıkımlara neden olan pek çok depremi yaşamış olması, günümüzde insanları tedirgin etmektedir. bilinen ilk istanbul depremi miladi 358 yılında olmuş. deprem şehirde büyük hasara ve paniğe neden olmuştur. tarihte bilinen istanbul'u etkileyen başlıca deprem tarihleri şunlardır:
-10 eylül 1509 depremi - 1000 ev yıkıldı ve 4000-5000 kişi hayatını yitirdi.
-22 mayıs 1766 depremi - binlerce bina yıkılmış 4000-5000 kişi hayatını yitirmiştir.
-10 temmuz 1894 depremi - tsunami olmuş, sayısı net bilinmemekle binlerce kişi ölmüştür. - (bkz:istanbulu sevmezse gönül aşkı ne anlar ?) ya da " istanbul' u sevmezse gönül; aşkı ne anlar? "
- istanbul'a farklı isimler veren pek çok dil vardır:
* rumca: konstantinúpolis (Κωνσταντινούπολη), ıstinpolin, megali polis, kalipolis, vizantion
* latince: bizantium, constantinopolis, antoninya, alma roma, nova roma
* slavca: çargrad, konstantingrad
* ibranice: איסטנבול (is-tan-bul), ortaçağ'da קושטא (kuş-ta)
* norsca: miklagard
* ermenice: vizant, stimbol, esdambol, eskomboli, stambol (Ստամբուլ)
* arapça: bizantiya, el-mahsura, kustantina el-uzma
* selçuklular zamanında: konstantiniyye, mahrusa-i konstantiniyye, stambul
* eski rusça: çargrad, vizantiy, konstantinopol, stambul
* osmanlıcada: dersaadet, deraliyye, mahrusa-i saltanat, ıstanbul, ıslambol, ıslambul, darü's-saltanat-ı aliyye, asitane-i aliyye, darü'l-hilafetü 'l aliye, payitaht-ı saltanat, dergâh-ı mualla, südde-i saadet, kostantiniyye ( قسطنطينيه )
* fransızca : stamboul
* ispanyolca : estambul
* macarca : ısztambul
* litvanca : stambulas
* letonyaca : stambula
* arnavutça : stambolli
* galce : ıostanbúl
* loglanca: gonstantinupol
* lazca: poli
* ladino: estanbol
* farsça: estanbol
* rumence:istambul - bazı insanların dua etmektense, çaput bağlamak, mum dikmek vs yaparak istekte bulundukları, bilinen yaklaşık 500 adet türbenin bulunduğu şehir.
- şehre ilk yerleşimin milattan önce 7000 yıllarına kadar uzandığına dair bulgular mevcuttur. şehir milattan önce 660 yılından 1923 yılına kadar, farklı hakimlerin elinde, başkent olarak kalmıştır. bu da sanırım ayrı bir rekordur.
- metro, tüp geçit (marmaray) ve metrobüslerle ulaşım sorunu çözüldüğünde 3 sorunundan biri çözülmüş olacak.geriye altyapı ve işsizlik sorun olarak kalacak olan şehirdir.
- (bkz:aşık olunası şehir)
- şimdi istanbul'da olmak vardı anasını satayım dedirten şehir.
- dünya'da 52 adet kardeş şehiri bulunan ilimizdir.
almatı, kazakistan
amman, ürdün
atina, yunanistan
bakü, azerbeycan
ingiltere, londra
ispanya, barselona
beyrut, lübnan
almanya, berlin
budapeşte, macaristan
buenos aires, arjantin
busan, güney kore
kahire, mısır
karakas, venezuela
chittagong, bangladeş
almanya, köln
köstence, romanya
dubai, birleşik arap emirlikleri
durres, arnavutluk
italya, floransa
havana, küba
amerika birleşik devletleri houston
iran, ısfahan
jakarta, endonezya
cidde, suudi arabistan
johor bahru, malezya
kabil, afganistan
kazan, rusya
hartum, sudan
lahor, pakistan
ispanya madrid
mary, turkmenistan
odessa, ukrayna
oş, kırgızistan
plovdiv, bulgaristan
prag, çek cumhuriyeti
rabat, fas
brezilya rio de janeiro, brezilya
brezilya sao paulo, brezilya
saint petersburg, rusya
semerkand, özbekistan
sarayova, bosna-hersek
şanghay, çin
shimonoseki, japonya
üsküp, makedonya
stockholm, isveç
fransa, strazburg
iran, tebriz
tiflis, gürcistan
italya venedik,
varşova, polonya
xi'an, çin - salkım salkım tan yelleri estiğinde
mavi patiskaları yırtan gemilerinle
uzaktan seni düşünürüm istanbul
binbir direkli halicinde akşam
adalarında bahar
süleymaniyende güneş
hey sen güzelsin kavgamızın şehri
ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
bakışlarımda akşam karanlığın
kulaklarımda sesin istanbul
ve uzaklardan
ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
sen şimdi haramilerin elindesin istanbul
plajlarında karaborsacılar
yağlı gövdelerini kuma sermiştir.
kürtajlı genç kızlar cilve yapar karşılarında
balıkpazarında depoya kaçırılan fasulyanın
meyvesini birlikte devşirirler
sen şimdi haramilerin elindesin istanbul
et tereyağı şeker
padişahın üç oğludur kenar mahallelerinde
yumurta masalıyla büyütülür çocukların
hürriyet yok
ekmek yok
hak yok
kolların ardından bağlandı
kesildi yolbaşların
haramilerin gayrısına yaşamak yok
almış dizginleri eline
bir avuç vurguncu müteahhit toprak ağası
onların kemik yalayan dostları
onların sazı cazı villası doktoru dişçisi
ve sen esnaf sen söyle sen memur sen entellektüel
ve sen
ve sen haktan bahseden ortaköyün cibalinin işçisi
seni öldürürler
seni sürerler
buhranlar senin sırtından geçiştirilir
ipek şiltelerin istakozların
ve ahmak selameti için
hakkında idam hükümleri verilir
haktan bahseden namuslu insanları
yağmurlu bir mart akşamı topladılar
karanlık mahzenlerinde şehrin
cellatlara gün doğdu
kardeşlerin acısıyla yanan bir çift gözün vardır
bir kalem yazın vardır
dudaklarını yakan bir çift sözün vardır
söylenmez
haramiler kesmiş sokak başlarını
polisin kırbacı celladın ipi spikerin çenesi baskı makinesi
haramilerin elinde
ve mahzenlerinde insanlar bekler
gönüllerinde kavga gönüllerinde zafer
bebeklerin hasreti içlerinde gömülü
can yoldaşlar saklıdır mahzenlerinde
boşuna çekilmedi bunca acılar istanbul
bulutların ardında damla damla sesler
gülen çehreleri ve cesaretleriyle
arkadaşlar çıktı karşıma
dindi şakalarımın ağrısı
bir kadın yoldaş tanırdım
bir kardeş karısı
hasta ciğerlerini taşıdığı çelimsiz kemikli omuzları
ve hüzünlü çehresiyle bebelerini seyrederdi
cellatlara emir verildiği gün haramilerin sarayında
gebeliğin dokuzuncu ayında
aç kurtların varoşlara saldırdığı
tipili bir gece yarısı
sırtında çok uzak bir köyden indirdi
otuzbeş kiloluk sırrımızı
zafer kanlı zafer kıpkırmızı
boşuna çekilmedi bunca acılar istanbul
bekle bizi
büyük ve sakin süleymaniyenle bekle
parklarınla köprülerinle kulelerinle meydanlarınla
mavi denizlerine yaslanmış
beyaz tahta masalı kahvelerinle bekle
ve bir kuruşa yenihayat satan
tophanenin karanlık sokaklarında
koyunkoyuna yatan
kirli çocuklarınla bekle bizi
bekle zafer şarkılarıyla caddelerinden geçişimizi
bekle dinamiti tarihin
bekle yumruklarımız
haramilerin saltanıtını yıksın
bekle o günler gelsin istanbul bekle
sen bize layıksın
vedat türkali
(bkz:bekle bizi istanbul) - mercan dede'nin "800" albümünde yer alan, istanbul'un o güzelim seslerini melodilerle harmanlayarak kulaklara sunan parça.
- trafiği ile insanını deli eden güzelim şehir. insanların psikolojik sorunları olduğunu anlayabiliriz ama neden katil olduklarını anlamak istanbul'da yaşanıyorsa hiç de zor değildir. bunun dışında istanbul'da yürümek en güzel şeydir. kulağınızda kulaklık, elinizde sigaranızla yürümeyi sevin. arada beşiktaş sahile inin, midye tava yiyin, kazan'da bira için. . taksim'e çıkın, onca kalabalığın içinde tinerci kardeşlerimizle göz göze gelin. . . istanbul'u keşfe devam edin . .
- cennetle cehennemin evlendiği, tanrıyla iblisin müzakereye oturduğu, herkese ait olan ve fakat kimsenin sahip olamadığı bir kutsal fahişedir.
- o güzel sokakları, kar'ın o büyülü beyazlığına bürünmüş olan şehir.
- kendisini 23. dönemde tbmm'de temsil etmekte olan milletvekilleri şunlardır:
ayşe jale ağırbaş - dsp
abdülkadir aksu - akp
meral akşener - mhp
güldal akşit - akp
necla arat - chp
mustafa ataş - akp
lokman ayva - akp
egemen bağış - akp
ayşe nur bahçekapılı - akp
murat başesgioğlu - akp
nusret bayraktar - akp
hüseyin besli - akp
necat birinci - akp
fuat bol - akp
alaattin büyükkaya - akp
reha çamuroğlu - akp
nimet çubukçu - akp
alev dedegil - akp
mehmet beyazıt denizolgun - akp
ömer dinçer - akp
mehmet domaç - akp
nazım ekren - akp
şükrü elekdağ - chp
recep tayyip erdoğan - akp
idris güllüce - akp
ertuğrul günay - akp
irfan gündüz - akp
algan hacaloğlu - chp
halide incekara - akp
ünal kacır - akp
canan kalsın - akp
atila kaya - mhp
birgen keleş - chp
ilhan kesici - chp
kemal kılıçdaroğlu - chp
feyzullah kıyıklık - akp
recep koral - akp
esfender korkmaz - chp
burhan kuzu - akp
hasan macit - dsp
mithat melen - mhp
mesude nursuna memecan - akp
bayram meral - chp
hüseyin mert - dsp
mehmet müezzinoğlu - akp
şinasi öktem - chp
mehmet ali özpolat - chp
mustafa özyürek - chp
özlem piltanoğlu türköne - akp
mehmet sekmen - akp
nur serter - chp
mehmet sevigen - chp
çetin soysal - chp
edibe sözen - akp
ümit şafak - mhp
idris naim şahin - akp
bihlun tamaylıgil - chp
ahmet tan - dsp
ali topuz - chp
durmuşali torlak - mhp
sabahat tuncel - dtp
ufuk uras - ödp
süleyman yağız - dsp
hasan kemal yardımcı - akp
hayati yazıcı - akp
sacid yıldız - chp
ibrahim yiğit - akp - 4.levent - taksim arası yeraltı metrosu artık bir yanda maslak Atatürk oto sanayi'ye, diğer yanda şişhane'ye kadar uzamıştır. yerin dibinde kulağında kulaklık, kafayı da cama dayadın mıydı, 25 dakikada bir uçtan diğer uçtasın normalde 2 saatini bile alabilecek bir yolda. hayırlı olsun.
- kişiye isim olarak konulursa da pek muhteşem olacaktır * * *
- avrupa'nın 23 ülkesinin sınırlarından büyük olan şehirdir.
- ilk kez bir belediye başkanını 2. kez seçmiş şehirdir.
(bkz:kadir topbaş) - (bkz:istanbul'da hava güzel; sokaklar, boğaz ve istiklal cıvıl cıvılken ankara'da olmak)
- (bkz:kargaşa)
- kavga, gürültü, karmaşa, trafik, kaotik bir hayat ama bunun yanında muhteşem tarihi, nefes alınacak yerlerin çokluğu, en başta deniz şehri oluşu, iş imkanının fazla oluşu. . . haksız yorumlara maruz kalan canım şehrim, memleketim, hayatım, kişiliğim. . . *
- köprü trafiğindeki eziyeti çekmemek için zincirlikuyu'dan hafta içi özellikle 18:00'dan sonra anadolu yakasına metrobüs ile geçmesi insanları eskiden olduğu gibi yeniden fordçuluğa itmektedir. yani ben bunu gördüm diyen insan boşuna demiyor. ki zaten avrupa yakasından o metrobüs ile anadolu yakasına geçmek istemek bugünlerde ölmek istemektir. 50 yaş üzeri insanlarımız aman uzak olmalıdır, şimdi yaz da geldi. benim size tavsiyem, sikseler binmeyin, binmeyi denemeyin. sonra demedi deme olmasın.
- ukrayna'lıların kiev'den sonra en çok sevmeye başladığı şehirdir ve bu sevgi durmadan artmaktadır.
bunun bir çok somut örneği vardır, mesela 2004 yılında ruslana'nın eurovision şarkı yarışması'nı bu şehirde kazanmasıyla ilk uluslararası müzik ödülü almaları ve 20 mayıs 2009 werder bremen - shakhtar donetsk uefa kupası final maçı'yla da ilk uluslararası futbol kupası kazanmaları gibi. - uzak şehir.
sevgiliden uzakta bırakır seni . - ilber ortaylı'nın tâbiriyle:
"istanbul, sayfaları çevrilmekle bitmeyen bir kitap, seyrine doyum olmayan bir resimdir." - imar, ihale ve cezalar gibi büyük rant sağlayan kalemler dolayısıyla, siyasi partilerin ağzılarının suları akarak, baktıkları şehirdir.* bu şehrin büyükşehir belediyesini kazanan parti, Türkiye'nin anahtarını eline almış olur. bal tutan parmağını yalarsa, bu şehrin belediye başkanlığını kazanan parti bal küpünde gezer, hatta bal denizinde yüzer, belki de bal okyanusunda ufka doğru yelken açar. semirir, semirir ve semirir.*
- hikmet çiçek'in 16 ağustos 2009 tarihli aydınlık dergisindeki yazısında belirtildiğine göre, somali'deki en yaygın kadın adlarından biri de istanbul'muş.
- gülü sevip dikenine katlanmaktır istanbul,aşık olunan şehirdir. trafiği de olsa havası da kirlense uzaktayken o kirli havayı o trafiği hatta korna gürültüsünü bile özler insan. kendini sevdirmeyi iyi bilir istanbul, hiç de mütevazi değildir. olmamalıdır hakediyordur.
- bir çocuksanız;
-parklar yerine alışveriş merkezi oyuncakları,
-sokaklar yerine belki site bahçeleri,
-sahilde yürürken çekirdek çitletmek yerine kalabalık bir caddede yürürken kaybolmamaya çalışmak,
-akşam ezanı okunduğunda eve gel diye bağıran bir anne yerine cep telefonuyla arayan bir anne,
-baba bana sagra special'den şemsiye çikolata al diye yalvarmak yerine starbucks'a götür diye yalvarmak,
-limandaki mısırcıdan süt mısır almak yerine bir avmnin bardakta mısır standına üşüşmek*
gibi bir şeydir istanbul. çocuk olmak için güzel değildir. - delikli şehir, son günlerde her deliğinden su fışkırmaktadır, şişti mi ne.
- adına methiyeler dökülen, şarkılar yazılan, aşk gibi olan, aşk olan şehir. bir insanı her yerde sevmek mümkün, ama beşiktaş sahilde sevmek başka! her patikada yürür insan sevdiğiyle de, gecenin üçünde istiklal'den galataya sarsakça yürümek başka. eminönü'den vapura binip kıtadan kıtaya geçmek burda mümkün. o'nu hem avrupa'da, hem asya'da başka nasıl sevebilirsin? aşkı unutulmaz kılan şehir. aşkı büyüten, insanı histerik yapan şehir.
- yar gibi kendini özleten şehirdir vesselam. sayılı dakikalar sonra tekrar sınırları içinde olmak bile heyecan verici. taksim'e bir daha çıkmalı, istiklal caddesi'nden basıp galataya oradan eminönü'ne varılmalı. denizin kokusu tekrar solunmalı. ey canına yandığımın şehri. istanbul.
- akşam çöker, sevda yelkenlenir kiremit kokulu istanbul'a, çengelköy'de bir vapur çığlığı bozar, yakar, susatır insanı aşka.
elinde olmadan kalem tutuşur ellerine, parmaklarına dokunur şiir, oysa sevemediğinde her zaman
bir vasıta olmuştur kağıt ve üzerinde mum ışıklarından isyanlar, sevgiler, gözyaşları.
fahişe düşlerinde istanbul edepsiz bir şarkıyı andırır bazen, kaldırımları kandırır süslü beyoğlu,sarhoş eder insanı kadıköy, hep adalar'da boğulacağını sanırsın, sessizlikte, huzurda, sevgisizlikte.
balkondan baktığında ne görüyorsun? yeşil bir tarih mi? eşsiz bir tarif mi? bozulmuş bir tasnif mi?
kim derdi istanbul'un istanbul'dan taşınacağını, kim derdi bir gün istanbul'un yutulacağını.
artık kaç gece çıkılır mehtaba, alacakaranlık kaç gökkuşağına benzetir sabahları, kaç renk, kaç, ses, kaç tebessüm belirir rumeli'den.
istanbul artık saklar mı bilmem karasevdalarımı?
yorgunum sadece, ışığın kırıldığı yerden geliyor gözyaşlarım, alık bir halim var, duruyorum, duruyorum,duruyorum, kuruyorum sonbaharları, kafamda bir çok intiharlar kuruyorum,
göksu'dan hisar'a saçlarımı yüzdürüyorum, çatılarda sakıncalı gevercinler, suskun, geçmişten gelen, geleceğe dair.
sanrılar başlıyor rüyalarımla, korkularımı sakınıyorum istanbul' dan.
yine misketler oynamak istiyorum.
yine aynı uyanış, aynı aynadaki ben, aynı uykulu somurtuşum, aynı adam.
bir lodosun peşinden sürüklenip gidesim geliyor, ahşap kokulu kandilli sokaklarına karışıp, tüylerim diken diken.
hayıflanıyorum .
alışkın olmadığım rüyalar sarılıyor gözlerime, anlaşılmıyor çoğu zaman sözlerim, sevmelerim, sövmelerim.
saklambaç oynuyorum güneşle, bir dargın bir barışık, biraz sırnaşık bir gülümseme, o bana gülüyor ben ona ağlıyorum.
bugün bu sabah hiç bana göre değil.
irili ufaklı çok acıyla süsleyip, bir takım mutluluklarla çekindiğim siyah beyaz resimler. alacalı, bulanık, eski.
eflatun iliştirilmiş günler ardımda neler bıraktı, neyi bıraktı peşime.
bugün yeniköy de seni kokluyorum, biraz emirgan soluyorum, soluyorum ilkbaharın ortasında seni.
düşündükçe biraz soluklanıyorum. tarabya'ya ya süre giden, umarsız biraz, dertsiz, cevapsız.
söyleyebildiğim son söz "hani." olmasaydı keşke, keşke ben olmadan da beni sevebilseydin.
sanırım esince anlıyorsun rüzgarın hesapsız dokunuşlarını, bekle ve dur. sakla ve ve sat zamanı. gönlümün hasat zamanı.
gerçek bir hikaye arıyorum, konusu gerçek başlığı gerçek , adı gerçek, kahramanı gerçek, sevmeler dokunuşlar,terk edişler gerçek.
ve istanbul dolanıyor yine dudaklarıma.
titrediğimi hissediyorum yine. önce gözlerimde başlıyor karaltı, yutkunuyorum kalbime doğru. damarlarımda geziyor, ve parmak uçlarım uyuşuyor.
nefesim kesiliyor sanırım tutamıyorum kendimi.ağzım açık kalıyor sebepsizliklere.
dalgalarda bir huzur var bugün, elimde olsa çalkalamak geliyor boğazı. silkeleyip bir sıcak kalp arayasım, bulasım, bugün sevesim geliyor.
offf hain sigara ben seni içime çekerken sen beni öldürüyorsun bu nasıl aşk.
akrep yelkovanın peşinde, acelesi var sanırım, ne çabuk da tüketiyor ömrümü, silip baştan başlasam hayata çok mu geç acaba?.
karalama kağıtlarına birkaç satır daha sıkıştırmalı, biraz endişe, biraz sevinç ve belki bir aşk sığar kim bilir.
şiirlerin ona adanacağı bir melek, bir günlük ömrüne bir ömür, bir asır katacağım bir kelebek.
sisli gibi sanki ortalık, yada çok puslu bu odanın duvarları, buğuludur belki camlar, bulanmıştır belki aklım.
karamsar olamamayı seçiyorum, gelip biri açana dek kilitliyorum bütün kelimeleri
ve şiiri bırakıyorum.
* - (bkz:isyanbul)
- (bkz:kalabalık sevgili) doğukaradeniz de , uzungöl çevresinde o süperötesi manzarada;çok büyük bir filmde küçük bir rol kapmış figüran gibi bol sevinçli dolaşırken,istanbul geldi yine aklıma.
iç geçirdim ve özledim yine bu tarifi yapılamayan şehri.yanımda ,Türkiye'nin neredeyse her yerini gezmiş rehperimize sordum laf olsun diye
bu istanbul'un büyüsü nedir fikriniz varmı?
ayrılıp nereye giderse gitsin , insanlar deli gibi özlüyorlar bu manyak şehri.
laf olsun diye cevap vermedi rehper
-insanlar böyle güzel, böyle ormanlı ,göllü yerlerde yaşayabilmeleri için zoru göze almalılar aslında.güçlü olmalı karakterleri , çünkü istanbul'un kalabalığına karıştığında bir türlü yüzyüze
gelemiyor insanlar çözülmesi gereken sorunlarıyla.
istanbul bir kaçış,saklanış şehri.bir sevgili istanbul,koynuna alıp seni erteleyen . . - istanbul büyükşehir belediyesi'nin yaptığı araştırmaya göre olası bir depremde en çok hasar görecek ilçeleri tespit edilmiş şehirdir.belediyeye göre bu ilçeler: büyükçekmece, fatih, bayrampaşa, zeytinburnu, bahçelievler ve güngören'dir.
- bir orospunun gülüşü gibidir istanbul.güzel ama ne kadar içten olduğunu anlayamazsın.
- sislerin ardındaki kumsuz kum fırtınasıdır istanbul. sen kaçarsın pençeleri peçelerini yırtar. kaldırımlardan ve onun ezelden beri süregelen hikayeleriyle süslenirsin.
kırık bir saat gibidir. gözlerini çevirdiğinde duruverir, anlamazsın. bir vurur, bir kin kusar, bir boşalır, marmaraya sokar seni, itin götüne sokulur gibi. sinirlenirsin atarsın kendini boğaza, kandilli'den tutar arnavutköy'den çıkarır seni.
ayakları nasırlanmış bir göçebedir istanbul. çadır hayatlarında taş kaynattırır insana.
bir yudum rakıdır istanbul. kendini sabaha zor atarsın. kırık bir gitar gibi akortsuz böğürtür insanı.
bozuk bir la(n) dersin, titrek si(keyim).
rumeliye sarhoş olan şairin şehridir istanbul. çelik çomak oynar şeytanın papucuyla.
yine de istanbul bambaşka bir aşktır, ölürsün "beni buraya gömün"dersin, sana gömülen onca şeye rağmen. - haşmet babaoğlu'nun sabah gazetesi'ndeki bugünkü yazısından aynen iktibas edersek: "istanbul'u haritadan ve tarihten çıkarsan yeryüzü "boş" kalır!"

