ankara
matchboxgirl(01-09-2004 21:43)
- Türkiye`nin başkenti.
sıkıcı, memur şehri. - ankara`nın nesi güzel,istanbul`a dönüşü diye bir söz vardır ki boşuna söylenmemiştir.
her an hareket halindeki takım elbiseli insanlara rastlarsınız.
bakanlık,genel müdürlük,vs vs binaları doludur her yan.
yaşayanlara Allah kolaylık versin demekten başka elimizden bir şey gelmiyor. - "eğlenmeyi bilmeyen genç" kavramının doğduğu şehirdir, bu şehrin barlarında, en iyi müzik çalarken bile dans eden birini göremezsiniz, en fazla sallanırlar.
fakat güvenli bir şehirdir, gittiğinizde kalıcak yeriniz yoksa bulduğunuz ilk bankta huzur içinde uyuyabilirsiniz. (bkz:denedim oluyor) - sonbaharı güzel şehirdir.
- ankara,ankara güzel ankara
seni görmek ister her bahtı kara?????? - Türkiyenin en temiz ve düzenli kenti
ne kadar sıkıcı olsada istanbulda yasamaktan cok daha iyidir - ankara cok sayıda önemli üniversitesiyle orda okuyan gençlere hayatında unutulmaz anılar yaşatan aslında sıkılmasını bilmeyene hiç de sıkıcı gelmeyen güzel bi şehir
- (bkz:atakule)
- (bkz:melih gökçek)
- (bkz:ankaralı turgut)
- (bkz:anıtkabir)
- (bkz:hacettepe)
- tanıyıp bilmeden, sadece dışarıdan görmeyle ve önyargılarla yaklaşılıp, denizi olmadığı için "tü kaka" olarak nitelendirilen ama tanıyanların çok sevip kopamadağı çok yaşanılası bir şehir.ayrıca başkent.
- yaşmayı çok umduğum güzel kokulu ufku bak bak bitmeyen denizsiz şehir.
- (bkz:odtü)
- ziya osman sabanın tiyatro sahnesi gibi iki adım yürüyünce kendini sahnenin dışında buluyorsun dediği şehir.
- yazik. yapmacik. yapay. sehirimsi.
- adamakıllı insanların yaşadığı şehir.
- (bkz:ankara`nın nesi güzel olgusu)
- trafiği çok düzenli.
- kafayı dinlemek ve düzenli yaşamak isteyen biri için çok güzel şehir.ankara`lı modu taşımakta çok ilginçtir istanbul`lu gibi kendini ön plana çıkarmaz ve kendini reklam etmez. daha cooldur. ama eylenmeyi bilmez.
- eğer izmir veya istanbul gibi bir yerden geliyosanız hayal kırıklılığının başkenti.
- Türkiye`nin resmi baskenti ama asil baskent istanbul.
istanbul`la kiyaslandiginde köy gibi kalan mat sehir. - tabi ki istanbul her yönüyle ankaradan daha iyi ama ankarada acayip bi şi var. düzen mi acaba onu da tam bilemiyorum ama yeknasak gibi, tekdüze, standart yaşamlar gibi sanki. havası da basık çok karanlık ve insanı içten içe karamsarlığa iten şehir. kocatepenin altındaki alışverişi merkezi de beni bayağı şaşırtmıştı buralarda alışık olduğumuz şey değil de. yani suleymaniyenin altında kuruyemiş veya et satan yoktur da. garip.
- bi aralar ankara gazozu bile vardı hey gidi günler heeeeeyyy
- (bkz:ssk işhanı)
- (bkz:tunus caddesi)
- (bkz:kavaklıdere)(bkz:karum)(bkz:bakanlıklar)
- (bkz:kızılay)
- (bkz:bahçelievler) (bkz:7. cadde)
- (bkz:tunalı hilmi) (bkz:ankaray)
- "deniz olmayan yerde yasanır mı?" sorusunu zihinlere getirten sehir
- plakası 06 olan sehrimiz
- rehabilite şehir.insanların aynı boy olduğu-aynı giyindiği,herkesin aynı kaldırımdan yürüdüğü,programlanmış insanlarla dolu gri şehir.iki damlada yağsa yağmur saçak altlarında toplaşan insanların şehri.pilli bebeğin canlı performansında mutlu olduğum şehir.
- insanların halk otobüsüne binmek için sıraya girdiğini gördüğümde noluyor lan diyip hayran olduğum şehir.bu durum bursada yaşanlara garip gelebilir(benim gibilere) çünkü bursada otobüse binerken gardını alman gerekir; yoksa midene yumruk, dirsek falan yiyebilirsin.
- (bkz:bilkent üniversitesi)
(bkz:başkent üniversitesi)
(bkz:ankara kalesi)
(bkz:yahudi mahallesi)
(bkz:çankaya)
(bkz:oran sitesi)
(bkz:beysukent)
(bkz:tunalı)
(bkz:arjantin caddesi)
(bkz:armada)
(bkz:kavaklıdere) - eski adı engürü.
- bi halta benzemez pavyonlar diyarı!her tarafta bulunan pavyonlarla cinsel açıdan doyuma ulaşılmak hedeflendi herhalde.istanbul`un eline hiç bir yer su dökemez felsefesini bir kez daha kanıtlayan şehir.
- doğduğum şehir ama büyüyemediğim şehir. istanbul`da yaşadıktan sonra bir süre kalındığında sudan çıkmış balığa döner insan.
- istanbul un tam tersine kolay bir şehir. yaşaması kolay, gezmesi kolay, okuması kolay, geçinmesi kolay, aşık olunması kolay. bir alışması zor o kadar.
- doğduğum, büyüdüğüm, aşık olduğum, anı biriktirdiğim, sevdiklerimi emanet bıraktığım şehir. kalbimi kıran şehir aynı zamanda, ayrılmak zor ondan.
- huzur şehri. (bkz:aile)
- amerika`dan alınan ve uzun süre akdenizde hizmet veren geminin ismi.
(bkz:solace)(bkz:şefik gögen) - havaalanından tutunda şehrin içine kadar bakımsızlığıyla, gri beton yığınlarıyla utandıran bir başkent. ewet trafiği düzenli ama neye yarar.
- (bkz:altındağ)
(bkz:ayaş)
(bkz:bala)
(bkz:beypazarı)
(bkz:çamlıdere)
(bkz:çankaya)
(bkz:çubuk)
(bkz:elmadağ)
(bkz:etimesgut)
(bkz:evren)
(bkz:gölbaşı)
(bkz:güdül)
(bkz:haymana)
(bkz:kalecik)
(bkz:kazan)
(bkz:keçiören)
(bkz:kızılcahamam)
(bkz:mamak)
(bkz:nallıhan)
(bkz:polatlı)
sincan
şereflikoçhisar
yenimahalle. ilçelerine sahip il. - bürokrasinin kalbi olan şehir. bürokrasinin kesinlikle ankara`dan yönetildiğinin kanıtı.aynı türden binalar, sıkıcı sokaklar, gri bir renk olmasına rağmen inadına sevmekten ve yaşamaktan vazgeçilemeyen müstelası olunan şehir.
- Türkiye`nin en iyi simitini yiyebileceğiniz şehir. (bkz:ankara simiti)
- dört tarafı karayla çevrili olmasına rağmen azmedip üşenmeden içine bir sürü yapay göl ve şelale yapılan şehir.
bu kadar yapay şelale neden vardır bilinmez ama şu bilinirki ankara düzenlidir ve ulaşım çok rahattır. - ancyra-angora-engürü-ankara
- herşeyin fazla yolunda olması sebebiyle istanbul yerlilerini bunalıma sürükleyen şehir.
- (bkz:ankara sokakları)
- cemal süreyya` nın dizeleriyle "iyi kalpli üvey ana".
- düzenli ve düzeyli,sakin,kendi halinde,gece hayatını babında kaliteli mekanlara sahip,üniversite yıllarımı geçirdiğim,hala çok sevdiğim vazgeçemeyeceğim güzel başkentim.
- ankara (almanca, türkçe, ingilizce, lehçe, rusça, isveçce), ancara (portekizce), ancyra (latince), angora (eski almanca - ingilizce - italyanca), Ánkira - Άγκυρα (yunanca), anqara (arapça)
(bkz:ancyra)/3 - soğuk olduğu söylenen aslında çok da soğuk olmayan şehir.bunun nedeni küresel ısınma mıdır bilinmez.
- insanların özellikle de istanbulluların deniz olmadığı için acıyarak baktığı şehir. evet ankara`da deniz yok, cidden yok!!!! ve bir de insanlar sanki ankara`ya gelmeden önce burda okyanus bulmayı umuyorlarmış da hiçbir şey bulamamışlar gibi sürekli bundan şikayet edip ankaralıları uyuz ederler. ama biz gerçekten denizimiz olmasa bile mutluyuz. üniversite öğrencileri olmasa bugün herhangi bir doğu şehrinden farkı olmayacak şehirdir ayrıca. iç anadolu yobazlığının en uç halini yaşarsınız bazen. esnaf ve ankara halkı öğrencilere sırf kendilerine sağladıkları ekonomik fayda yüzünden katlanır. ve saat 9`dan sonra 7. cadde`ye birkaç sokak uzaklıktaki emek`te bile adam kalmaz. her şeye rağmen insan kendini güvende hisseder. ve neden bilmiyorum ama saçma sapan zamanlarda deli gibi özler ankara`yı.
- istanbuldan farklı olarak
-ben 13:00 da çıkarım 15:00 da taksimde buluşuruz .
demek yerine
-ben 13:00 da çıkarım 13:20 de kızılay`da buluşuruz
dediğim güzel şehir. - yakup kadri karaosmanoğlu`nun cumhuriyetin kurulmasından sonraki ankara`yı anlattığı romanı.
- arkadaşı esir alıp yıllardır bırakmayan soğuk şehirdir. ayrıca can dündarın yaşadığı şehirdir de.
- (bkz:gazi üniversitesi)
- çöp tenekelerinin rengi eskiden turuncu idi. şimdi yeşil olsa gerek. ayrıca melih gökçek beyefendi size denizi de getireceğim diye vaatte bulunmuştur bu şehirde yaşayanlara.
- kuğulu park alt geçitlerinin açılmasıyla Atatürk bulvarındaki trafiğin nispeten düzelmesini umduğum şehir. en azından bize tunus durağımızı geri veriyorlar, bu bile sevindirici. ayrıca kuğulu alt geçitleriyle birlikte birçok otobüsün güzergahı değişmiştir. benim gibi 3 senede o güzergahları zorla öğrenenler için yeniden işkence başlamıştır.
(bkz:kabus) - hayatımın en güzel 5 yılını yaşadığım, içilecek yerlerin, yemek yenecek yerlerin, trafiğin, insanların herşeyin çok düzenli olduğu,istanbula geldiğinizde neden sıraya girmiyorlar acaba? bu şehirde nerde içilir ki? eee gima da yok dost da nerde buluşuo bu insanlar dememe, önceleri istanbul insanlarının neden metro kullanmadıklarını anlayamama ama daha sonra ankara metrosunun gerçek bir metro istanbul metrosunun ise bir şaka olduğu kanatine vardığım, hiç bir istanbullunun anlayamayacağı bir bağla kendine bağlayan, içinde odtü olan, mimarisi iğrenç, son zamanlarda oraya buraya serpiştirilen havuzlar ve üstgeçitler nedeniyle daha çirkinleşen ama yaşanası şehir. başkent
- serçelerin en çok yaşadığı şehirdir, denizi olmadığı halde martıları olan ender kentlerdendir. köy, kent sevicilerinin kendilerine çeki düzen verdiği kenttir.
- (bkz:ankırolular)
- doğduğum büyüdüğüm geliştiğim şehirdir kendisi
ama bahtsız bir şehirdir çünkü denizi yoktur
ama bu hiç önemli değil ki zaten denize ihtiyacı yoktur
gezebilmesini ve eğlenme yi bilmesini bilen herkes inanılmaz ve unutulmaz saniyeler, dakikalar,saatler,yıllar hatta bir ömür boyu yaşanılası şehirdir
ulaşım çok kolaydır
en uzak yere metro sayesinde 10dk. içinde ulaşılabilmektedir
avrupa sistemindedir ( ve bu yuzden ankaranın gencliği avrupa yanlısı değildir )
sistematik`tir ve sakin yeri bol olduğu gibi eğlence yerleri ve kültürü oldukca uçuktur
istanbullular tarafından beğenilmeyen bir şehirdir ( ki ankaralılarda istanbulu beğenmemektedir)
(bkz:kıskançlık)
(bkz:hadi ordan ukala şey)
(bkz: ankara metrosu ) - tarihte iki defa ün salmış bir şehirdir; (bkz:ankara savaşı), (bkz:başkent)
- engin ardıç`ın yorumu için okunması gereken bir yazı:
http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=80234,10,2
işin aslı şu şekilde ifade edilmiş:
"toplum mühendisliği çabası böyle tuhaf bir sonuç vermiş, iki başkent yaratılmıştır: bir, Türkiye'nin en büyük kasabası, politik ve bürokratik başkent, bir de eski, asıl, gerçek ama gizli başkent, istanbul." - istanbul ve izmir e oranla çok sıkıcı olan bir şehir.her yer ciddiyet kokuyor.sanki karar vermek için inşa edilmiş bir şehir gibi.
- çilekeş ve deja-vu gibi yeni nesil türk alternatif gruplarının dogum yeri.
- ankaralı turgut, ankaralı yasemin, oğuz yılmaz, ankaralı namık gibi sanatçılarla sanatımıza eşsiz katkılarda bulunan, adıyla anılan "arabada beş evde onbeş", "sibop hop" gibi güzide eserlerle milli arşivlerimizi onurlandıran, kalitesini arş-ı ala`ya yükselten şehrimiz.
- pinhani, manga, grup 84 gibi birçok rock grubuyla bir zamanlar adana`nın yılmaz güney, şener şen gibi dev isimlerle türk sinemasına yaptığı katkıyı türk rock müziğine biraz olsa da yapacağa benzeyen şehir. yaşanılan şehrin insanı boğması o kadar da kötü değilmiş.
- şair`in dediği gibi artık istanbul`a dönüşü güzel değildir. düzenlidir,kafa yormaz,sosyal hayat fazlasıyla vardır. ziyadesiyle yaşanılabilir bir kent olmuştur.
- kopması zor şeher. hadi gidek mardin`e dicem burdan kimse gitmeyecek. en iyisi ben tek başıma gidiyim..
- sıcak ana kucağı, güvenli baba ocağı, sırdaşım kardeşim, şehir.
- son yıllarda fazlaca yaşanılacak olmuştur. kolaydır, sizi üzmez. eğlencelidir boğmaz. kısa sürede pek çok yerde olabilirsiniz. sizi üşengeç yapmaz.
- iki büyük bulvarın böldüğü Atatürk bulvarı gazi Mustafa Kemal bulvarı şehir. merkezi semtleri öğrendiğinizde her tarafını kolayca gezebilirsiniz. doğal dokusu genelde ilçelerinde kendini belli eder. beynam ormanları ve kızılcahamam`da bulunan soğuksu milli parkı gibi. kış sporları için elmadağ yetmektedir. güney kuzey hattında, dışkapı, ulus, opera, sıhhiye, kızılay,bakanlıklar, kavaklıdere, çankaya çevreyolu bitiş, doğu batı hattında ise emek, bahçeli, maltepe, kızılay, kurtuluş, cebeci semtleridir.
- yeni bir ankaralı olarak yazmadan gecemediğim baslık. yolları geniş, trafiği az kocaman bir lojmanı andıran, bu koca lojmanda arkadaşsız, iletişimsiz kalmaktan cok korktugum fena halde sıkıldıgım şehir
- bu kadar soguk bir yer görmedim robot insanlar şehri.
- 1 ağustos`tan itibaren gün aşırı ve 24 saat su kesintisi yapılacak olan başkentimiz. bunun 5 ay sürebileceği söylenmekte, okulların da 1 ay geç açılması ihtimal dahilinde.
- telefon alan kodu 0312 olan ilimizdir.
- ankara adı kara
bu yara başka yara
diye şarkı yazılan başkentimiz. - trafik sorunu değil ama ciddi bir "ulaşım" sorununun olduğu, heryere iki vasıtayla gitmek zorunda kaldığınız, eğer az bir maaşla çalışıyorsanız kazancınızın yarısını yol parasına vermenize neden olan, kiraların uçtuğu ve hayatın hakikaten pahalı olduğu, bomboş sokaklara bakınca insanın kendisini yapayalnız hissettiği, hala şehir olmaya alışamamış küçük köy kırıntısı.
- aylardır bir kere girip yazmaya tenezzül edemediğim otoportoya şöyle bir girip " lan ne neler oluyor ? " diye gezinirken eskaza görüpte kendimi yazmaktan alamadığım başlık. zira böyle durumlarda bana titremeler geliyor.
birkaç sefer gidip gördüğüm ve tiksindiğim kadarıyla, rus edebiyatıvari bir betimlemeyle size orada edindiğim izlenimleri, bunu herhangi başka bir şehre göre kıstas tutmadan gönül gözüyle anlatmaya çalışayım.
bir arkadaşımın ankara hakkında güzel, oldukça güzel bir sözü vardır :
"ankara` nın iki şeyi meşhurdur, keçisi ve krosu "
gerçektende tren istasyonundan ilk inişimde beni benden eden insanlarla karşılaştım. insanları alabildiğince rahatsız eden ve üzerinize kilitlenmiş, sen de baktıkça daha bir etkili ağır bakışlarla karşılaştım. bu durumda özellikle asker çarşısına falan yolunuz kazara düşerse koşarak kaçınız.mümkünse melih gökçek bu adamları ve ablak metalcileri bir kamyona doldurup şehir dışına bıraksın.böylece şehir daha mutlu ve huzurlu olacaktır.
bunun dışında insanlarda birtakım anormallikler gördüm. taksiye bindiğimde şofer abiyle muhabbet ederken bana " bak şimdi şu yolun kenarında duranlara, şimdi yola atlayacaklar. " dedi. hakikaten de atladılar araç falan dinlemeden. onlardan bir tanesi ise yengeç gibi yan yan yürüyerek geçiyordu.böyle yani.
ayrıca insanların yüzlerinde belirsiz, hiçbir duygusal karşılığı olmayan ifadeler gördüm. sanıyorum ki bütün bunlar şehrin o dayanılmaz bürokratik havasından, gamından kasavetinden kaynaklanıyor. o sıkıcı küçük burjuva yaşantısı, insanların içine zerk olmuş.alabildiğine büyük ve gri binalar üzerinize yıkılacakmış gibi hissediyorsunuz.
ayrıca şehirde cami, kilise, eski yapılar vs. hiçbir tarihi dokunun olmaması ( belki vardır da sayıca çok azdır ben göremedim ), şehrin bir geçmişinin olmayışını, hiçbir kültürel yapının olmayışını, bir köy kalıntısının üzerine kurulmuş olduğunu kanıtlar nitelikte. en eski bakanlık binaları bile, cumhuriyet tarihi sınırları içinde ve ayrıca bu binalar muhtemelen almanlara falan yaptırılmış ki o kasvetli gotik mimariyi dosdoğru yansıtıyorlar.
hakkını esirgemeyeceğim tek birşey varsa güzel mekanlarının olması ve ucuz olmaları. 1 lt bira 5 ytl, var mı bundan şahanesi.
bunun dışında yaşadıkları su sıkıntısından dolayı kendilerine geçmiş olsun dileklerimi sunmak istiyorum, fakat içimdeki faşistin " memlekette belediyecilik adına adam akıllı işler yapmamış melih gökçek ` e verilen oylar sizin cehenneme giden uçak biletiniz olsun, yanın kavrulun susuzluktan, batın " böyle diyesi geliyor. afakanlar şehri ankara. - bir ütopya. ama şehir olarak değil, belki de öyle. (bkz:şaka şaka). yakup kadri`nin cumhuriyetin ilk yıllarındaki ankara`yı anlattığı romanı açısından düşünüldüğünde tam bir ütopya. baştaki gerçekçi tasvirler (savaştan çıkmış ülkenin köyden bozma başkenti, ki bence hala öyle, lağım akan sokaklar, evlerinden hiç çıkmamış, dayak yemeye alışmış kadınlar, köylü kurnazı esnaflar vs.) roman ilerledikçe yerlerini bir ütopyaya bırakıyor. kendi ayakları üzerinde, kendi kültürünü oturtmaya çalışan, batılılaşmanın yüzünden kendi kimliğini yitirme noktasına gelen bir halktan insanların kendi kendine yeten, üreten, kültürünü ayakta tutabilen, bireycilikten tamamen uzak olduğu bir toplum haline gelişi anlatılıyor. kitap cumhuriyetin 20. yıl dönümünün kutlanışıyla sona eriyor. ve bu kutlamalara gazi Mustafa Kemal da katılıyor kitapta. (bkz:nasıl yani). halkın büyük bir coşkuyla katıldığı bu kutlamanın ve dolayısıyla kitabın da sonunda insan gazi`nin hiç ölmeyeceği, güzel günlerin hiç bitmeyeceği bir ülke hayaliyle kalakalıyor.
- çevresindeki yüksek tepelere çıktığınızda, her tarafını gördüğünüz kent, güven veriyor. adres sorduğunuzda mantıklı ve isabetli şeyler duyabiliyorsunuz. bu kentte halen aşk ve sevişmek denen şeyler yaşanıyor.
- melih gökçek gibi yüzsüz, pişkin, şımarık ve hebenneka bir belediye başkanına sahip başkent. yıllardır bas bas bağırılmasına, olacağı gün gibi ortada olmasına rağmen hiçbir önlem almayarak ankara`yı susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya bırakmış olduğu için bu sıfatları sonuna kadar haketmiştir.
- yılmaz erdoğan - ankara
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar.
asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar.
kimse keman çalmaz belki ama
çok keman çalınsın balolarında
diye yapılmış
gri sisli binalar.
alnının ortasında
ciddi bir devlet asabiyeti.
çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar,
bu zulüm bu sevda bitmezmiş sevmek
bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş!
(biz bir şeyi delicesine severiz
ama tanrım neyi?)
kahve önü çatlak mozaik
bel kemiğine tehdit
kürsüler üstünde
çok sigara içen
öğrenciler
bir daha asla yaşayamayacağı
aşkları teğet geçerken
hep onu sevmeyenleri severek
hep onu sevenin gözlerinden
kalabalıklara kaçarak
karışarak toplumcu gerçekçi yalnızlıklara,
yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını
bir izmirli güzele dayatmak varken
(hep kardeş olacak değiliz ya,
yaşasın halkların sevgililîğî!)
soyut bir sevdaya
beşik kertilmiş olan
dağda çoban,
şehirde şark çıbanı sayılan,
fırat'ın büyük elleri
ararat'ın kız yelleri
cilo'nun derin nefesleri
hülasa kente hukuk mukuk okun
mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş
anadolu çocukları, ankara' ya öyle yakışırdı ki kar
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar
(belki balkona kar seyretmeye çıkar diye
sevdiğimiz kızlar
çok dibimiz donmuştur ve çoğu zaman
bu kar mevzuu
kızlara yeterince ilginç gelmemiştir
hiçbir şey kapalı bir dükkan kadar
hüzünlü gelmez insana
ankara'da,
yoksa bugün bir hayat
yaşanmayacakmı duygusu çöker bütün bozkıra.
kimse keman çalmaz belki
belki bu fiim hiçbir zaman
o kadar fiyakalı olmayacak ama
hiçbir lahmacunda
o okul yolundaki üçüncü sınıf lokantadakinin
tadını vermeyecek bir daha
çok daha iyilerini yedim sonra
bizzat urfa'da hatta
ama hiçbirinde
o kadar aç oturrnadım sofraya
ankara'ya
öyle yakışırdı ki kar
çok yabancı bir soluk duyulur bazı
bilinmez bir dilin ıslığından
anla ki sıkıldı bizim konsolosluktaki konuklar
öyle deme ankara'yı sevmeyene bir zulümdür
bu kadar insanın neden ankara'yı sevdiğini anlamadan
ankara'da yaşamak
yollarına hep sevdiğimiz insanların
adlarını vermediler ama biz her duvara
bilvesile onların adını yazarak yaşadık
kül ve betondan mürekkep
yaşadıkça yaşanılası gelen
o tuhaf bozkır kokusunda.
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar.
asfaltlar ışıldar.
bir günden bir sürü gün yapan
mesai saatlerinde hiçbir şey yapan
hiçbir şey alıp hiçbir şey sunan
rakıyı bol sulu içen
dokunmasın için deği!
çabuk bitmesin dîye devletimin tekel rakısı,
hep kağıtlara bakarak,
hep kağıtlardan bakarak
hem neşet ertaş' ı hem bülent ersoy' u
aynı anda sevmeyi başararak,
karısının bayat ekmeklerden yaptığı tatlıyı
çok beğenmeyerek ama
yine de bu tasarrufunu takdir ederek
boynu hep kıdemli bir atkının içinde saklıyken
hep bir şeylere birilerine küsmüş gibi
yürüyen.
memurlar.
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar.
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar.
biz, şimdi kapalı birr kuruyemişçi
dükkanının -ki bütün plan kar altında
tuzsuz ay çekirdeği çitileyip
yanı sıra bafra içmektir-
kötü ışıklandırılmış vitrininden
umutsuzca içeri bakan,
kimliği gereğinden fazla sorgulanmış,
merhabadan çok çıkar ulan kimliğini denmiş,
-yani sistem kendi verdiği kimliği
zırt pırt geri istemektedir-
doğduğu yer yüzünden
doğuştan kavgacı zannedilen ama
pek çoğu kavgadan nefret eden
kavgacı esmer cesur korkak
çoğu kürt çoğu türk çocuklardık.
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar.
ha sonra belki ahmed arifin aklına
hiçbir şairin aklına gelmeyecek
-çünkü hiçkimse bir daha ankara' yı
o'nun kadar sevemeyecek -bir şiir islenir:
kar altındadır varoşlar
hasretim,nazlıdır ankara.
ustam yine sen bilirsin ama
hangi aralıkta bir şair ölmüşse
işte o,en netameli aydır bence.
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar.
asfaltlar ışıldar.
yalanlar.
şimdi ve sonra ne zaman ankara'ya kar yağsa
elim gönlüm, çocukluğum buz tutar.
şiir: yılmaz erdoğan
müzik: deniz erdoğan
(bkz:yılmaz erdoğan) - yüzölçümü 25.615 km²dir.
- özlemin ve hasretin başkenti
aşkın ve sevdanın ana karası
(hasılı zordur bu memlekette) - 1. cumartesi pazar, ulustan kızılayına sivilden çok askerin çarşı pazar izni yaptığı şehirdir.
2. deniz olmasa da deniz kuvvetleri komutanlığını barındıran şehirdir.
3. izmir kadar olmasa da kızları güzel şehirdir.
4. benimkiyle beraber 91 açıklama yazılsa da daha nicelerinin yazılacağı iyi kötü yorumlar alacak ama tartışmasız hemen her vatandaşın bir kez işinin düşüp uğrayacağı şehirdir.
5. başkentte ne tarafa koşsanız cumhuriyetin izleri vardır, anıtları ve meydanları vardır, dillere destan yürüyüşleri, vatan tartışmaları ve şüphesiz cumhuriyetin onlarca kanıtı vardır.
6. ve kıyaslarsak; istanbuldan ağır basan tarafı adım başı bir milletvekili yakınına çarparsınız. (istanbuldakiler dayı)
7. ve yine kıyaslarsak memlekette en çok yol kesilen şehirdir. "yahu yol kesmemi kaldı hangi çağda yaşıyorsunuz" diyemezsiniz de çünkü muhtemel bir tanıdık değil bizzat önemli bir zat'tır. (istanbuldakiler trafik lambası) - yumurta isimli sinema filminde bir diyalogta adı geçen şehirdir.
"ankara'dayken her yer özlenir." - ruhu olan, kaypaklık yapmayan kenttir. kışı, yazı serttir. nerede olursanız olun, özlediğiniz şehir olacaktır. hizmet üretir ve paraya, eğlenceye tapanların yeri yoktur. gecesi ve gündüzü bellidir.
istanbul Türkiye'nin kalbi ise ankara beynidir. - insanı uyuşturan şehir. bir süre sonra farkedersiniz ki, artık ankaradan nefret etmeye dahi üşenmektesinizdir.
- insanı kurutan,daraltan,kısıtlayan,içini kemiren,kaçma isteği uyandıran,sadece kendine benzeyenlerin barınabildiği,kaçmak için fırsat kollanan,başka şehirlerle kıyaslarken -düzenli amaaaa- dan başka alternatifi olmayan,üstelik artık düzensiz olan,pişmanlıklar şehri.
- (bkz:ego)
(bkz:ayrancı lisesi) - muhafazakardır. kuraklık belası ile boğuşmaktadır. sonbahar yağmurları havasındaki tozu kiri yere indirmiş ve temiz bir gökyüzü ortaya çıkmıştır. toprağı suya doymayı beklemektedir. gece hayatının olmayışının en büyük sebeplerinden biri insanların pahalı ulaşım araçlarına mahkum olmasıdır. saat 23.00-24.00 dan sonra toplu taşım aracı bulmak mümkün değildir. insanlar o yüzden evlerinden çıkamazlar. muhafazakar olması yüzünden ankara dünyanın bir çok ülke başkenti gibi geceleri evsizlere, taksicilere, gece hayatı müptelalarına kalır. onlarında paraları ve araçları vardır. yani ankara insanların geceleri sokaklarından, caddelerinden uzak tutulduğu yerdir.
- (bkz:aşti)
(bkz:eskişehir yolu) - bir bankta oturupta bir nefes sigara ve yalnızlığınızla paylaşılması gereken soğuk kent.
- anıtkabir'in bulunması ve başkent olması dışında bir olayı olmayan, 4 tarafı karalarla çevrili, havanın genelde kapalı olduğu, karasal iklimin kaba eti dondurduğu, ankaralı olanların genelde diğer büyük şehirlere uyum sağlama problemi olduğundan toz kondurmadığı, suyun olmadığı herşeye rağmen vatan toprağıdır diyerek saygı duyulan şehir.
(bkz:her yol ankara) - sizi ziyarete gelen istanbullu arkadaşlarınıza sürekli ''evet essek adam burda deniz yok'' demenize sebebiyet veren küf kokan ama aşık olunan kadınla sevilesi, düzen adına pekte bir şeyin kalmadığı şehir.
- kentin tüm soğukluğunu, anılarla ısıtıp sevebileceğiniz şehirdir.
- yahya kemal'e sormuşlar ''ankara'nın en çok neyini seviyorsun'' diye.
''istanbul'a dönüşünü''demiş - yeni yapılmış bir ortamda eğer bir ankaralı varsa hemen tanıyabileceğiniz insanlardan oluşan şehirdir.
(bkz: şahsen ben tanırım )
(bkz: niye )
(bkz: ortamda ankaralıyım diye yırtınan biri varsa o ankaralıdır ) - haddini bilen, ikiyüzlü olmayan kenttir. soğuk ve jilet değmeyen yüzlülerin anlamayacağıdır. çok değişken tipleri bünyesinde fazla barındırmaz, mesela istanbul'a şutlar.
- hemen hemen bütün sözlük sitelerinde hakkında istanbul'dan daha fazla açıklama yapılmış şehir.
- en güzel hali vega'nın şarkısı olanıdır, sözleri de şöyledir;
yağmur dönerken kara
yavaşça süzülenler yola
araba dolusu bir tuhaf seven
şarkılar çalan söyleyen
sevenlerden biri ben
arkada bıraktığım sen
kim olduğumu biliyorsan
söylesen
ah yağmur dönerken kara
şarkılar var falımda
hepsi sana bu gece ankara
ah yağmur dönerken kara
yine yol var falımda
ister özle, yok istersen hiç hatırlama
sokaklar dolusu şekerle kar kokusu
tunalı'da gezinirken bizden bir kahvaltını tutlusu
acıkanlardan biri ben
arkada bıraktığım sen
kim olduğumu biliyorsan
söylesen - aşık olmanın zor olduğu şehirdir, pusludur, her yıl bir üşüm karla temizlenir politika ile kirlenen sokakları. öğrenci şehri olmasada öğretmenlerin şehridir. ayrıca (bkz:yılmaz erdoğan)'ın dinlenilesi bir şiiridir.
- aşık olmanın kolay, kaçamak aşkların zor olduğu şehirdir.
çünkü herkes, her zaman, her yerdedir, nereye dönsen bir dost, bir arkadaş,* burnunun dibindedir.
dedikodu seven bir şehir de olunca üstelik, kaçamak aşkların 3 gün içinde iyot gibi açığa çıkması kaçınılmazdır haliyle. - yeni başlayanlar için ankara
1-yeni başlayanlar için ankara aşti dir.
2-soğuğun içine işlediği anda başını kaldırıp denizi aramaz isen kolay alışırsın.
3-ankarada deniz yoktur.deniz kenarında bir şekilde bulunmuşsan,denizi seviyorsan,ankarayı kısa vadede sevemiyeceksin,hiç kasma.yinede çeneni kapa düşüncelerini kendine sakla,bu muhabbeti defalarca kez duymuş olan ankaralılar pek sevecen davranmazlar,sıcak yaklaşmazlar,baygınlık verirsiniz.yapmayın atmeyin gözünüzü seveyim.
4-ankarayı istanbul ileizmir ile kıyaslamayın.bu da sevilmez,hele izmir karşılaştırması tiksinti yaratır.yok kordon vardı yok çiğdem vardı bilmemne.gölbaşında denize dökerler adamı Allahıma.
5-ankarada kış soğuk geçer.rüzgarı keser ayazı süründürür.kalın giyinin,bere ve eldiven edinin;öğlen dışarı çıkıyorsanız ve geç saatlere kadar dışarda bulunmanız gerekecekse havaya aldanmayın,coğrafya dersinde karasal iklim için neler söylediğinizi hatırlayın ya da en iyisi iliklerinize kadar üşüyün,sonra gece-gündüz arasındakisıcaklık farkını anlayın.
6-çinçin mahallesi denilen yere gece gitmeyin,gündüz de gitmeyin.
7-ankarada deniz yoktur.alışın.
8-elektronik malzeme,korsan cd falan arıyorsanız kızılayda vakit kaybetmeyin,teknosa filan da aryıp kazık yemeyin,maltepe pazarını öğrenin.ben öğrenciyim abi sözünü motto bilin,her alışverişte işe yarar.
9-öğrenciyseniz,kendi evinizde kalacaksanız,itfaiye meydanına gidin,az parayla süper ev nasıl döşenir görün.
10-atakulede bir halt yok boşuna meraklanmayın,çankayaya sırf atakuleyi görücem diye tırmanmayın.ha illa bozkır manzarasıgörücem diyip giderseniz hemen aşağıdaki botanik parkı na bir uğrayın.
11-ankarada deniz yoktur.deniz aramayın.
12-metroya girin kaybolun ama alışveriş yapmayın.
13-odtü,bilkent,hacettepe yahut başkent üniversitesi öğrencisi iseniz,araba almayın,otobüs ya da servisi tercih edin.eskişehir yolunun her sabah yaşadığı tıkanıklıkta tuzunuz bulunmasın.
14-banliyö trenleri güvenlidir,çekinmeyin.
15-kaybolursanız sakın kimseye yol sormayın.yol sorduğunuz her yüz kişiden kırkı gitmemeniz gereken yönü,otuzu karşı tarafı gösrerir.kalan otuz kişi ise"abi ben buraların yabancısıyım" der.
16-odtü lü değilseniz odtükampüsüne girmeniz alcatraz dan kaçmaya çalışmanız kadar meşakkatlidir.
17-ulus pek sevilen bir yer değildir.eski meclisin orda olaması ulusu güzel kılmaz.
18-en popüler buluşma yeri olan kızılay dost kitapevi ni öğrenin.
19-tunalı hilmi caddesi demeyin.ankaralılar hilmi nin güzel bir isim olmadığını düşünüyor olduklarından tunalı derler.siz de tunalı diyin.
20-"boş yere ağlama kalbini bağlama ankara kızlarına" şarkısını öğrenin,sık sık söyleyin.
21-ankarada en güzel mevsim sonbahardır,tadını çıkarın.
22-trafikte taş düşemez ama milletvekili sizi kırmızı ışıkta bekletebilir.hazırlıklı olun.
23-gece onbirden sonra sokaklarda kimseciklerin kalmaması normaldir,kimyasal bomba neyin atılmamış,insanlar sığınağa kaçarcasına ortadan kaybolmamışlardır,olağan bir durumdur.panik olmayın.
24-nerde olursanız olun aşağıya doğru gittiğinizde kızılaya çıkarsınız.pek çok yere yürüyerek ulaşabilirsiniz,kaybolmak gibi bir şansınız yoktur."aha nerdeyim ben"dediğinizde ulustasınızdır,panik yapmanıza gerek yok,bentderesine doğru gitmediğinize emin olduktan sonra,hızla metroya ulaşabilirsiniz,müzelerin biraz aşağısındadır.
25-etrafınızda,gözünüzü nereye çevirdiyseniz bir robocop ile karşılaşıyorsanız kızılaydasınız demektir.korkmayın.eylem vardır.
26-ankara melankoliktir.ekim güzeldir.
27-bilkente yolunuz düşerse marakesh e bir uğrayın.
28-metro ve ankaray ı karıştırmayın.ikiside kızılayda kesişir,ankaray aşti ye gider,metro ise akköprü tarafına.
29kar-buz çok olur lütfen dikkatli yürüyün.
30-ankaradaki yürüyen merdiven adabında acelesi olamayan vatandaş sağda dursun diye bir kural yoktur.yürüyen merdivene bindiyseniz yürümeyin,durun.zira merdiven sizin için yürümektedir.
31-genelkurmay önünde ayakkabılarınızı bağlamak için durmayın,makinalı tüfek doğrultuyorlar.
32-izmirliler,istanbullular bütün vatandaşlar gibi kardeşlerimizdir ama gelipte"buranın denizi yok,akşamları dolmuş bulunmuyor,istanbulun gözünü seveyim.bik bik bik"diye trip atanlar sevilmez pek.yoksa ikisi de şahane şehirlerdir itirazımız yok yani. - istanbul'a beyin göçü olmasa, şimdiye kadar çok daha başka olacak kenttir. saat 15.00-20.00 arası merkezi yerlerinde trafik fenadır. sabah işe gidecekseniz ya sabah 07.30'da çıkın ya da 09.00'dan sonra, daha rahat ulaşırsınız her yerine. şayet kaybolduysanız en yakın taksi durağı, şehrin diğer ucundada olsa, gideceğiniz yeri elinizle koymuş gibi bulmanızı sağlar. yabanisi azdır.
- batısında ortaya çıkan gelişme ve yapılaşma yüzünden, doğusu gelişmeyen garip kent. önemli ve pahalıbölgeleri batısındaki ümitköy, çayyolu, konutkent, hacettepe, bilkent civarı bölgelerinde olması sebebiyle, kızılayı geçinde havası birden değişir. şehrin doğusu Türkiye'nin doğusu gibi gelişmeden nasibini almaz. istanbul yolu ve civarı sanayi tesislerine uygun yapılaşırken, eshişehir yolu ve civarı varlıklı tabakanın oturduğu bölgelerle doludur. kuzey bölgesi ise gider ve esenboğa havalimanında biter. bu bölgede daha ziyade sanayi tesisleri vardır. en büyük tesis ise ülker firmasına aittir, bunun yanı sıra kavaklıdere, man ve işbir gibi firmalarda bu civardadır. doğu bölgesi olan mamak ve çevresi ise planlı yapılaşmayla ilgili modellere geçişi yaşamaktadır. sanayi tesisleri azdır ve gecekondu islah çalışmaları sayesinde, apartman tipi konutlarla üretilmektedir. kırsal kesimden göç alındığında sincan ve mamak bölgesi tercih edilir.
- trafik sorunu istanbullaşmaya başlayan şehirdir. ayrıca kaldırımlar yürünemeyecek halde olmasına rağmen dörtbir yanına şelale yapmanın mantığını anlamak imkansızdır.(bkz:ankaradaki su sorunu) tüm çevre belediyelerinin inşaat şirketleriyle sorunu olan yapılan onca parkın bahçenin parasını ödemeyen ilçe belediyelerine sahip başkenttirde ayrıca.(bkz:keçiören belediyesi) (bkz:sincan belediyesi) (bkz:etimesgut belediyesi)
- adliyesinin hemen önünde camekan içinde cızır cızır cızırdayan ve etrafa iğrenç kokular saçan ızgara mıdır fırın mıdır bilinmez kellelerin satıldığı, yemek yemek üzere adliyeden çıkıldığında şaşı gözlerle suratınıza bakan kelleleri görmenin ve kellelerin kesif kokularının iştahınızı bir anda kapattığı; yine adliyenin önündeki tren üstgeçidinden 7/24 damlayan paslı suyun üstünüze damlamasını unuttuğunuz ve en azından onları kurtarabilmek gayesiyle dosyalarınıza ve evrak çantanıza damlamaması için ecel terleri döktüğünüz, kaldırımları çamurlu, pis, dağınık ve varoşu bol sözümona "başkent".
- yalnızken asla çekilmeyecek bir şehir
eğer seni oraya bağlayan sağlam sebeplerin varsa veya olduysa yaşanılası bir yer
(bkz:hayatın olduğu yer) - yazın yapılan su kesintilerinden sonra son günlerde ciddi elektrik kesintilerinin yapıldığı şehir. öyle ki bazen 4-5 saati bulduğu oluyor.
- tadını ancak -10 derecenin altında sıcaklık varken çıkartabildiğiniz kent. ancak o zaman kızılay gibi yerlerin sokakları boş oluyor. gezip görebilmek için. çok kalabalık geliyor insana. sanki omuzlarınızda bir yük var da bu yüzden kambur yürüyormuşsunuzcasına kötü hissediyorsunuz.
- ankara'ya öyle yakışırdı ki kar.
asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar.
kimse keman çalmaz belki ama
çok keman çalınsın balolarında
diye yapılmış
gri sisli binalar.
alnının ortasında
ciddi bir devlet asabiyeti.
çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar,
bu zulüm bu sevda bitmezmiş sevmek
bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş!
(biz bir şeyi delicesine severiz ama tanrım neyi?)
kahve önü çatlak mozaik
bel kemiğine tehdit
kürsüler üstünde
çok sigara içen
öğrenciler
bir daha asla yaşayamayacağı
aşkları teğet geçerken
hep onu sevmeyenleri severek
hep onu sevenin gözlerinden
kalabalıklara kaçarak
karışarak toplumcu gerçekçi yalnızlıklara,
yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını
bir izmirli güzele dayatmak varken
(hep kardeş olacak değiliz ya,
yaşasın halkların sevgililiği!)
soyut bir sevdaya
beşik kertilmiş olan
dağda çoban,
şehirde şark çıbanı sayılan,
fırat'ın büyük elleri
ararat'ın kız yelleri
cilo'nun derin nefesleri
hülasa kente hukuk mukuk okumaya
mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş
anadolu çocukları, ankara' ya öyle yakışırdı ki kar
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar
(belki balkona kar seyretmeye çıkar diye
sevdiğimiz kızlar)
çok dibimiz donmuştur ve çoğu zaman
bu kar mevzuu
kızlara yeterince ilginç gelmemiştir
hiçbir şey kapalı bir dükkan kadar
hüzünlü gelmez insana
ankara'da,
yoksa bugün bir hayat
yaşanmayacak mı duygusu çöker bütün bozkıra.
kimse keman çalmaz belki
belki bu film hiçbir zaman
o kadar fiyakalı olmayacak ama
hiçbir lahmacunda
o okul yolundaki üçüncü sınıf lokantadakinin
tadını vermeyecek bir daha
çok daha iyilerini yedim sonra
bizzat urfa'da hatta
ama hiçbirinde
o kadar aç oturmadım sofraya
ankara'ya
öyle yakışırdı ki kar
çok yabancı bir soluk duyulur bazı
bilinmez bir dilin ıslığından
anla ki sıkıldı bizim konsolosluktaki konuklar
öyle deme ankara'yı sevmeyene bir zulümdür
bu kadar insanın neden ankara'yı sevdiğini anlamadan
ankara'da yaşamak
yollarına hep sevdiğimiz insanların
adlarını vermediler ama biz her duvara
bilvesile onların adını yazarak yaşadık
kül ve betondan mürekkep
yaşadıkça yaşanılası gelen
o tuhaf bozkır kokusunda.
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar.
asfaltlar ışıldar.
bir günden bir sürü gün yapan
mesai saatlerinde hiçbir şey yapan
hiçbir şey alıp hiçbir şey sunan
rakıyı bol sulu içen
dokunmasın için değil
çabuk bitmesin diye devletimin tekel rakısı,
hep kağıtlara bakarak,
hep kağıtlardan bakarak
hem neşet ertaş' ı hem bülent ersoy' u
aynı anda sevmeyi başararak,
karısının bayat ekmeklerden yaptığı tatlıyı
çok beğenmeyerek ama
yine de bu tasarrufunu takdir ederek
boynu hep kıdemli bir atkının içinde saklıyken
hep bir şeylere birilerine küsmüş gibi
yürüyen.
memurlar.
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar.
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar.
biz, şimdi kapalı bir kuruyemişçi
dükkanının -ki bütün plan kar altında
tuzsuz ay çekirdeği çitleyip
yanı sıra bafra içmektir-
kötü ışıklandırılmış vitrininden
umutsuzca içeri bakan,
kimliği gereğinden fazla sorgulanmış,
merhabadan çok çıkar ulan kimliğini denmiş,
-yani sistem kendi verdiği kimliği
zırt pırt geri istemektedir-
doğduğu yer yüzünden
doğuştan kavgacı zannedilen ama
pek çoğu kavgadan nefret eden
kavgacı esmer cesur korkak
çoğu kürt çoğu türk çocuklardık.
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar.
ha sonra belki ahmed arif�in aklına
hiçbir şairin aklına gelmeyecek
-çünkü hiçkimse bir daha ankara' yı
o'nun kadar sevemeyecek -bir şiir islenir:
kar altındadır varoşlar
hasretim, nazlıdır ankara.
ustam yine sen bilirsin ama
hangi aralıkta bir şair ölmüşse
işte o, en netameli aydır bence.
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar.
asfaltlar ışıldar.
yalanlar.
şimdi ve sonra ne zaman ankara'ya kar yağsa
elim gönlüm, çocukluğum buz tutar.
yılmaz erdoğan - ankara
yılbaşına çeyrek var
başına üşüşür kartpostallı sevdalılar nice çeyrek kalalar
alnına sargıdır kabrinde yatan
kestanelerden sorulur yol boyu dizi dizi kumrular
hepimizin sen'i için ayrı bir bucak var
bölüşür iki kardeş bir aralık
simidin yanık yanından biri eksik yanından biri
cepteki son para susamlara yenik
öğrenene öğretene adım yatağı esrik
sabrı olmayana ankara koca bir kara delik
dilek ışık - havasının kestirilemeyeceği büyük şehir.nitekim güneşli bir sabahla uyanırsınız ve gün ilerisinde yağmur, kar, dolu üçü bir arada yağar. *
- istanbul'la arasındaki farkı "istanbul payitahttır, ankara başkent" şeklinde açıklayan güzel bir doğan hızlan yazısı için :
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=315078&yazarid=4 - ruhsuz, soğuk şehir.
- çocukluğun ve gençliğin bu şehirde geçtiyse ve ayrıldıysan sonra bu şehirden, bir gün gelir düşünürsün.seyranbağları'ndan kızılay'a yürümeyi falan özlersin.cimbom'un ankara'ya gelmesini beklediğin günleri özlersin.fener maçlarında ankaragücü taraftarı olmayı sonra.kar yağmıştır şimdi dersin ankara'ya.sokaklarında olmak istersin.aşkın en güzel yaşandığı şehirdir ankara.onunla oturup denizi,gemileri izleyememişsindir belki ankara'da.ama kızılay'da simit yemişsindir.hep bir burukluk olur ankara'yı düşününce.kısacası ankara sıçmıştır ağzına,melankolik olmuşsundur.of ulan off.
- donuk, mat bakışlı, itici, sevimsiz bir şehir. soğuk ama soğuk bir güzelliği olan bir şehir falan da değil.
- ankarayı güzel yapan anılardır ,dostluklardır ne kadar çok dost ve anınız olursa ankara o denli güzel gözükür gözünüze.bozkırın ortasında doğmuş büyümükte olan bir şehir.artık üniversiteleri ,hastaneleri ve kongre merkezleriyle anılacaktır ankara bu da demektir ki ankara da daha yaşanacak bir sürü anı onu güzel kılacak bir sürü arkadaşınız olacaktır.ankara gri,mat ,bürokrat kenti.
- yakup kadri karaosmanoğlu'nun kelimenin tam anlamıyla "bayan" romanı.kitap, milli mücadele zamanları ve cumhuriyetin getirdiği inkılaplardan sonraki ankarayı anlatıyor.
şu cümle olayı özetler aslında; şapka bize hakim olmamalı, biz şapkaya hakim olmalıyız. - içme suyu ile Türkiye gündemine oturmuş şehir. kızılırmak-kesikköprü barajından getirilen ve şehrin içme suyu ihtiyacının karşılanması için gerekli olduğu söylenen, çevre ve orman bakanı veysel eroğlu'nun , büyükşehir belediye başkanı i. melih gökçek'in ve son olarak refik saydam hıfzıssıhha merkezi başkanı mustafa ertek'in standart olarak avrupa normlarının altında değerler çıktığı söylenen ve içinde zehirli kimyasallar olduğu sürekli gündeme getirilen başkenttir. diğer su kaynakları içine % 20 oranında kızılırmaktan gelen ve zehirli kimyasallar olduğu söylenen karıştırılan su için, refik saydam hıfzıssıhha merkezi başkanı mustafa ertek "biz gelen suyla değil, suyun şebekeye verildiği yerde ölçüm yaptık ve sorun yok, su gayet sağlıklı" demesi kafaları karıştırıyor. çünkü zehirli kimyasal içerdiği söylenen su %20 oranında tüm temizolarak bilinen şebeke suyuna karıştırılıyormuş, işte o zaman "yahu zehri bile % 80 seyreltirsen o zaman 1 metreküp suda bazı kimyasalların yoğunluğu haliyle az çıkar" denebilir. bu şu anlamada geliyor olabilir "kızılırmak suyunda zehirli kimyasalllar çok fazla ama biz % 20 karıştırdığımız için az çıkıyor, diğer sular temiz ne var şundan azıcık katsak" denmektedir. tabiki bu % 20 olarak söylenen rakam büyük ihtimal becerikli belediye yetkililerince bildirilendir. hadi öyle olsun ve % 20 rakamı kabul edilsin ama bu adamlar bu suyu habersiz 21 gün içirdiler, yarın öbürgün bu % 20 rakamı tutup % 60-80 'lere çıkarılırsa nereden bileceğiz. çünkü belediye başkanından aşağı inin bu konuda güvenilmez ve sabıkalıdır. bütün bu yetkililer mutfaklarında ve makamlarında tükettikleri su ne suyudur halka göstermedikçe dürüstlüğüne inanılmayacak şeydir. şahsen hiç bir ankara'lı bu yetkililerin çeşmeden içme suyu kullandıklarına inanmıyorlardır. zaten bu suyu tüketenler hepten gözden çıkarılmış gariban vatandaşlardır. işte bu olan bitenler ışığında görünen o ki, siyasi baskıların olması sebebi ile birilerinin yaptıkları yanlışın bedelini fena ödeyecek olan 4,5 milyona yakın insanın yaşadığı ve avrupa birliği örnek kentlerinden biri seçilen en büyük ikinci ilimizdir.
(bkz:tehdit)
(bkz:kokuşmuşluk) - uyuyamamamın nedeni olduğuna karar verdiğim şehir, insan bir şeyler adına suçladıkça rahatlıyor vesselam. ankara gridir, ama griliği bile güzeldir.
- yakında bu sıcaklık seviyeleriyle sahra çölüyle yarışacak şehir. öyle ki artık insanın kafasında "yazın ankara'da kalmak" şeklinde bir işkence türü biçimleniyor.
- kasvetli havası ve durağanlığı ile insanı bunalıma sürükleyebilecek, herşeyin olması gerektiği gibi olduğunu düşündüren ama devlete çalışan düz insanların şizofrenilerini sokakta yerlere damlattığı ve onların etkisi altında kalmış öğrenci kalabalığının cafe barlarda can çekiştiği dinamizmden uzak şehir. ne demiş yahya kemal ; ''ankaranın en güzel yanı istanbula dönüşleridir''.
- (bkz:ankara'ya yağmur yağacak)
- seneler önce daha ilkokul çağındayken babam ile birlikte ilk adımı attığım şehir. sebep de miting, e haliyle babamız sendikalı, koşullar kötü, gene bir grev olayı yanlış hatırlamıyorsam. bir anda kendimi ankara yolunda ilerleyen otobüsün içinde sendikalı işçilerin arasında bulmuştum; lakin oradaki tek çocuk da ben değildim. hatta otobüse binmeden önce sendika ofisinde o zamanlar hbb vardı, ispanya liginden maçların yanında iyi de filmler veren, o ara barcelona'nın maçını da izlemiştim.
ankara'ya geldiğimizde kendimi binlerin arasında bulmuştum, biraz yürüyüşten sonra bir baktım karşımda bir geyik var, miting alanına gelmişiz yani. ben küçüğüm, etraf kalabalık, babam da kaybolmayayım diye elimi bırakmıyor, diyorum benim ne işim var burada. aradan saatler geçiyor, enteresandır miting olaysız bitiyor, geldiğimiz otobüse doğru yol alıyoruz babamla. ulan otobüsü bulamıyoruz, dolan babam dolan yok, o ara otobüsten bir arkadaşını görüyoruz babamın, tellerden mellerden atlayarak otobüse ulaşıyoruz, ibne şoför otobüsü başka yere çekmiş meğer, az kaldı ankara'da konaklayacağız hani. neyse sabahtan kalma tereyağı, bal falan var, açlığı gidermesi niyetine onları yiyorum. sonra gene istanbul yollarına düşüyoruz. . . ankara aklıma miting ile kazınmıştı öyle de kaldı. hala o heykelin önünden geçişim aklımdadır. - bozkırın ortasında, Türkiye'nin en büyük köyü.!
- beynimi tüm ön yargılardan arındırarak gittiğim halde ısınamadığım, garip bir soğukluğu ve kasveti olan şehir.
ha bir de trafik levhaları var ki değinmeden geçmeyeceğim; ancak 5 m. kadar yaklaştığınızda okuyabildiğiniz, dolayısıyla sürekli girmeniz gereken yolları kaçırdığınız ve kaza tehlikesi atlattığınız levhalar bunlar. dolayısıyla şehir içinde yaptığınız km. korkunç rakamlara ulaşabiliyor. sanırım ankaralılar'ın oldukça keskin gözleri var, ya da gözlerini keskinleştirmek isteyen bir yönetim. orada yaşayanlar için üzülmedim desem yalan olur. - pastane kültürünü öldürmemiş ender şehirlerdendir.eski türk filmlerinde alıştığımız şekilde pastanelerde buluşmaları olan, oturulup bir fincan çay ile pastaların yendiği ve sohbetlerin, müzakerelerin, buluşmaların yapıldığı bir şehirdir.
- terkedildiğinde bir gün. asla özlenilmez sanılan. fakat sokaklarını bile bilmeden yıllar önce koca binalarının arasında tek başına kaldığında hissettiklerini özlemenin kaçınılmaz olduğunu anladığın şehirdir. aşık olmak için dünyanın en iyi şehridir. çünkü başka hiçbir şehir gözlerinizin önünde griliğini yitirip rengarenk olmayacaktır. kar yağdığında temizlenen bir sayfa gibi beyazlanacak, kimileri için nitelikli bir yalnızlığın anlamı olacaktır ankara.
- internet sitesi http://www.ankara.gov.tr olan ilimiz.
- kendisini 23. dönemde tbmm'de temsil eden milletvekilleri şunlardır:
zekeriya akıncı
bekir aksoy
aşkın asan
beşir atalay
yılmaz ateş
ali babacan
nesrin baytok
tekin bingöl
ahmet deniz bölükbaşı
zafer çağlayan
cemil çiçek
zeynep dağı
reha denemeç
eşref erdem
bülent gedikli
mehmet emrehan halıcı
haluk ipek
ahmet iyimaya
salih kapusuz
burhan kayatürk
faruk koca
hakkı suha okay
mehmet zekai özcan
nazmi haluk özdalga
mustafa cihan paçacı
mücahit pehlivan
önder sav
tuğrul türkeş
mustafa said yazıcıoğlu - 91 nolu başlığa ankarayı yazmıştım ve demiştim ki hakkında daha nice açıklama yazılacak açıklamadır. 139. açıklamadayız ve devam edecektir, ama enteresan adına şarkılar yazılan bu şehrin şarkıları eksik kalmış; bir tanesi benden olsun haluk levent ile ankara;
sen ellerimde, sen gözlerimde,
ıssız geçen her gecemde,
her şeyinle yanımdasın.
en zor bu gerçekten,
sevdiğimi söylemeden
ayrıldım yine senden
ayrıldım yine senden
yoksun sen aslında
yalnızım bu kumsalda
neler neler yapıyorsun
bensizken ankara da
bensizken ankara da - kafayı kaldırıp yukarıya baktığınızda bazen bir gülümseme bulabileceğiniz şehirdir.
- ankarayı sevmek için burada yaşayan birine aşık olmak gerekir, aşkla gelen geçici körlük hem sevdiğinizi, hem ankara yı kusursuz sanmanızı sağlar, dua edin aşk bitmesin yoksa çok sıkılırsınız ankara dan.
- baharı bile haketmeyen şehir. baharın bile, evet baharın bile yakışmadığı!
- ankara ulus'a eskiden "hergelen meydanı" denirmiş. şimdilerde halk arasında "hergele meydanı" denilmektedir.*
- "tüh kaka"yı her türlü haketmesine, bir başkentle uzaktan yakından alakasının olmamasına rağmen;
yaz akşamları serinliğinin insana verdiği huzur, bestekar'da mini bar yaparken tanımadığınız her türlü insanla kanka olmanın verdiği keyif, kuğulu parkta içilen o ne idüğü belirsiz çayın tadı, belki kıtırın önünde elinde bira soğuğa karşı direnmenin gücü ve arttırılabilecek her türlü örneğiyle yine de bir başkadır ankara'nın keyfi.
(bkz:bestekar sokak)
(bkz:mini bar)
(bkz:kıtır)
(bkz:kuğulu park) - 9 il ile komşu olan ilimizidir. en çok komşuluğu konya ilimiz ile birlikte paylaşmakta ve sivas takip etmektedir. komşu illeri ise karabük, bolu, eskişehir, konya, aksaray, nevşehir, kırşehir, kırıkkale, çankırı şeklindedir.
- kim ne derse desin, birçoğunun sevmemesinin sebebi, bu şehrin herkesi öyle kolay kolay kendine almamasıdır, benimsememesidir. ankara ile bir olmak lazımdır. başkaları sadece bir özleme sebebidir.
- klişeleşmiş bir yorum:
ankara başkent olmasaymış, bişey olmazmış. - yazları "en azından nem yok!" diye avunmaya ve nefes almaya izin veren şehirdir. **
- klasik türk trafik polisinin egoizmine kurban gidip kolay kolay kimseyi çevirip te ceza yazamadığı şehir. zira elini sallasan ya bir asker ya bir bürokrat ya bir milletvekili.
şehrin gri mat havasına ayak uydurmuş kot, tişört, spor ayakap kombinasyonu hiç değişmeyen insanlar topluluğu.
soğuk havası dostlar sayesinde ısıtılabilen, aynı şekilde dostlar sayesinde dondurucu da olabilen ama sonbaharı yalnızken de güzel şehir.
ayrıca; içinde aşkı bulduğum şehir.
aşk olduğu sürece kaybetmemek dileği ile. - metroya bindiğinizde gördüğünüz ''ani frenlerde oluşabilecek yaralanmalardan yolcularımız sorumludur'' yazısı melih gökçek'in adını telaffuz ederken i.'li etmemiz gerektiğini hatırlatmaktadır. (bkz:bu ne amına koyim ya)
- nereye gitsem aksaraydaymış gibi hissettiğim şehir. yerlisi kaba, rahatsız edici, iletişim yoksunu sadece boş boş bakmayı beceriyorlar. trafiği düzenli olmaktan öte bütün yollar tek yön olduğu için insanlar araç trafiğini kullanmıyor diye düşünüyorum. önünden geçtiğiniz bir yere tek yön derdinden dolayı 15 dakika dolandıktan sonra ancak ulaşabiliyosunuz.
hani istanbulda canımız sıkılınca gideriz kabataşta ortaköyde otururuz çayımızı içeriz ya ankaralılar sokak arasındaki kafelerde oturup mecburen karşı kafeyi seyrediyolar. - kendisini kafka romanlarından çıkmış gibi hissettiren şehir. soğuk, gri, bürokrasi, takım elbiseler felan aynen bunun resmidir. *
- vega'nın 2005 yılı sony yapımdan çıkan hafif müzik adlı albümünde en sonda yer alan şarkı.
şöyledir ; http://video.google.com/videoplay?docid=-1652766065619406028#docid=-1702884992384198639 - avm çöplüğüne çevrilmiş kent.
ankara'daki alışveriş merkezleri
armada
ankamall
cepa
arcadium
optimum
mesa plaza
panora
vs. vs. vs. uzun liste
tüm bunlara rağmen "ankara'yı özlemek" güzeldir! - başkent olduğu halde hiçbirşey olamayan şehir.kaldır ankara'dan bürokrasiyi geriye ne kalır:
0 - kuzeyinde bundan 10 dakika önce, ev az biraz essin diye kapıyı bacayı ardına kadar açtıran bir havaya sahipken an itibariyle yarmış kükremiş evin içini suluzırtlak bir fırtınaya dönüştürerek 'noluyor lan amunakoyim' dedirtmiş şehir.
- 13 ekim 1923'te başkent ilan edilmiştir.
- yıllardır kuraklık çeken ve özellikle 2010 yılına girildiğinden beri neredeyse 6 ay sürekli yağış alan kent. barajlarında 2 senelik kullanım suyuna birikmiş, aşırı kullanım yüzünden kurumaya kalmış yeraltı su rezeevleride kendisini tazelemiştir.
